Tüm Yazarlar
YASAKLARI YASAKLA!

YASAKLARI YASAKLA!

Yasak!

Kısa bir süre öncesine kadar,

İstediğin kıyafeti giymek yasaktı!

İnandığın gibi giyinmek de yasaktı!

Allah’ın emrettiği farzı yerine getirmek için Cuma’ya gitsen, Allah’ın haram kıldığı bir başka suçu işleyecektin, işinden kaytaracaktın! İbadet etmek de yasaktı!

İnandığın Kitabı öğrenmek, öğretmek de yasaktı!

İstediğin okula çocuğunu göndermek de yasaktı!

Serbest!

Mini etekle memurluk yapmak, öğrencilik yapmak serbestti.

Bıyığını ağzının içine sokmak serbestti.

Mensubu bulunduğun sendikanın her türlü eylemine katılmak serbestti.

Memur olduğun halde teröre, teröriste destek vermek serbestti.

Gezi eylemlerinde devlete başkaldırmak serbestti.

Başörtülü memuru işten atmak serbestti.

Cuma’ya gidiyor diye bir memuru fişlemek serbestti.

İslam ve Müslümanlar aleyhine her türlü yazıyı yazmak, onlara hakaret etmek, onları rencide etmek serbestti.

Hatta Peygamberimize hakaret etmek de serbestti.

Devlet büyüklerine ağıza alınmayacak hakaretler etmek de serbestti.

Ak parti iktidarında özgürlüklerde kısıtlanma yaşandı doğru(!) Örneğin teröre destek vermek, insanları aşağılamak, dini vecibelerini yerine getirenlere karşı çıkmak, devlet büyüklerine hakaret etmek gibi özgürlükler yasaklandı.

Ama hiç kimsenin kılık kıyafetine karışılmadı. Devlet büyüklerini eleştirenlere söz söylenmedi.

Hala yürürlükte olan devlet memurlarının kılık kıyafet yönetmeliğine göre hemen hemen tüm memurlar şu an suç işlemektedir.

Hala yürürlükte olan devlet memurlarının siyaset yapmasıyla ilgili yönetmelik maddesine göre hemen hemen tüm memurlar gerek sosyal medyada, gerek öğretmenler odasında, gerek diğer sosyal ortamlarda suç işlemektedirler.

Memurlar sadece bir siyasi partiye üye olamıyorlar ve seçimlerde aday olamıyorlar, görevlerinden istifa etmedikçe.

Gelelim asıl meseleye:

Bir devlet memuru siyasi köşe yazarlığı yapabilir mi?

Cevap: Hayır!

Ama bu kurala uymayan yığınlarca devlet memuru bulabilirsiniz.

Devlet memuru kravatsız işe gidebilir mi?

Cevap: Hayır!

Ama bu kurala da uymayan yığınlarca devlet memuru bulabilirsiniz.

Devlet memuru muhalefet partisini eleştirebilir mi köşe yazılarında?

Cevap: Hayır!

İktidar partisini eleştirebilir mi?

Cevap: Hayır!

Peki, niye devlet memuru köşe yazısı yazar? İktidarı veya muhalefeti eleştirir?

İşlediği suçun cezasını göze alır da ondan!

Kravat takmadan işe giden memurun cezayı göze aldığı gibi!

Peki, sosyal medya üzerinden veya köşe yazısı ile iktidar veya muhalefet partisine hakaret eden ve onları eleştiren kaç memura ceza verildi?

Cevap: Hiç!

Şapka takmadığı için ceza alan memur var mı?

Cevap: Yok!

Tüm bunlar ne demektir biliyor musunuz?

Memurların kılık kıyafetine, özgür ve özgün düşüncelerine karşı çıkmak, onları ihbar etmek tam anlamıyla çekememezliktir.

Aynı zamanda, Ak Parti hükümeti bu tür özgürlüklerin, kanunlara rağmen, önünü açması CHP zihniyetinin aksine müthiş bir başarıdır.

Her konuda, özellikle kanunlara göre suç teşkil eden MİT tırları haberini sızdıran hainlere, 250 insanımızı şehit eden FETÖ’cülere özgürlük isteyen CHP zihniyeti, nedense hainlere özgürlük isteğine karşı çıkıp onları eleştirenlere tahammül edemiyor!

Merak etmeyin, memurlara ibadet özgürlüğü geldiği gibi siyasi özgürlük de gelecek çok yakında!

Not: Gazetemiz yazarlarından bir tanesi beni şikayet etmiş, yani muhbirlik yapmış!

Siz muhbirlik etmeye devam edin, hiç olmazsa tıynetinizin gereğini yerine getirmiş olursunuz!

Sayın yazara sesleniyorum, beni İlçe Müdürüne şikayet etme yerine benimle tartışabilirdiniz.

Şikayet etmenize karşı olduğumdan değil, insanların o kadar çok işi var ki, bırakın onlar işini yapsın, böyle abuk sabuk şeylerle uğraşmasın!

Hem ben yazı yazarak kendimi ifşa etmiş oluyorum, sizin muhbirlik etmenize gerek yok!

Siz illa muhbirlik edecekseniz, teröristlerle kol kola yürüyenlere alkış tutan memurları şikayet edin de, şehitlerimizin kemikleri sızlamasın!

 

 

 

TEL TEL - 28 OCAK 2019

CHP NİN VEKİLLERİ… Sadece kartvizitlerinde vekil yazan, yetki ve etkileri ancak parti içinde kıpraşmalara yarayan bir sistematik içinde. Tabii diğer parti vekilleri de aynı…

İmdi… 146 vekili olduğunu varsayalım. Bir iki fire vardır.

146 varsayarsak ve bunlardan her biri KEMAL BEYİN BORÇLARINI  ödemek için oluşturulan FON’a ayda 5000 tl  yatırsalar 730,000 TL  eder mi? Eder…

730.000 x 12= 8. 760.000 TL eder mi? Eder…

Bu rakam Kemal beyin, Cumhurbaşkanı Erdoğan yönelik hakaret davasından kaynaklanan para cezasını ödemek için toplanmakta…

Be kardeşim elinizi vicdanınıza koyun… Vicdan varsa…

Aylardın ana haber bültenlerinde her akşam iki gözü iki çeşme ağlayan analar babalar, ölümle burun buruna  SMA  hastası yavrularının   devlet ilaç parasını ödeyemiyor. Sağlık Bakanı işi çözdük komisyon kurduk  falan diyor… Komisyon ortada yok.

Demem o ki  HALK PARTİSİ  ünvanını taşıyan bir parti SOSYAL  yapıda olması gerekir. Kemal beyin borcunu kurtarmak adına para toplayacağınıza, ölümle pençeleşen bu  yavruların hayatlarını kurtarsanız diyorum.

Yukarıdaki rakamlar somut rakamlar. Bu kadar vefalıysanız, önce minik yavrular hayatı tanımadan ölümü tanıdılar. Ölümü beklemekteler. Bu ilaç onları hayata döndürecek. Siz ne işe yararsınız?

Bu söz biraz da ucundan da olsa, diğer parti vekillerini de bağlar. Hiç bir işe yaramadan ayda aldığınız o tatlı maaş gırtlağınızdan nasıl  geçiyor anlamış  değilim…

Fon kurmak bu kadar basit olduğuna göre, DAYANIŞMA böyle olur diyerek ortaya çıksaydınız, bugün 81 milyon insanın baş tacı olurdunuz. Ama sizden ne köy olur ne kasaba…

Milletinvekili olmak bu kadar ayağa düşürülmez…

Sadece parti içinde  MİXERLİK  yapmak için değil, bari dayanışma örneği için çaba sarf edin…

Türkiye  genelinde, İl, ilçe ve Büyükşehir Başkan aday adaylarından toplanan paralar, nerede zaptediliyor…

SMA  hastası yavruların ailelerinin % 90’I DAR GELİRLİ  aileleler… O hastane senin, o hastane benim diyerek  yalvarma, yavrularına bir müjde alabilmek için yalvarmaktalar… Bakanlık önünde oturmaktalar… İnsana saygısı olmayan bir toplum, olsa ne olur olmasa ne olur?

Devlet abuk sabuk imkanları önünüze seriyor. Yiyin diyor, patlayıncaya kadar yiyin diyor. Emekliye   200 lira promosyonu çok gören bir kafa yapısı bu kesime yan gözle bile bakmıyor. Ama size yağdırıyor. Nasıl boğazınızdan geçiyor tekrar tekrar sormak ihtiyacını hissediyorum…

Kendi kankalarınızı BAŞKAN  seçtirmek için sarf edeceğiniz zamanın  dörtte birini SMA hastası yavrulara ayırsanız günaha mı girersiniz? Kankanız Başkan olunca, diğer imkanla da emrinize amade olacak değil mi?

Hiç biriniz benim vekilim değilsiniz bu saatten sonra… En azından “bugün Allah için ne yaptınız” sözünü hatırlayabilseydiniz keşke. Ama verecek yanıtınız yok değil mi?

Aynı aileden olan, aynı aileden çıkıp bir yerlere gelmek sizi en başarılı yapmaz. En başarılı olmanız için aileyi diri tutmak gerekir… Arkadan aynı kanı vurana ne denir?

Milletvekili milletin hizmetkarıdır. Ama siz  hep kendi çıkarlarınızın  vekilisiniz… Selamınıza bile ihtiyacım yok bundan kelli…

***********

EDREMİT’TE DOMUZ GRİBİ… Orta yerlere düşen bu başlıktaki hastalık var mı yok mu? İlçe Sağlık Müdürü kimdir, sokakta görsem tanımam. Ne iş yapar onu da bilemem…

Hastanemizde doktor açığı var mı, yok mu onu da bilemem… Ama çok vefakar birkaç doktorumuz olduğunun listesi bende mevcuttur. Evet domuz gribi vakası var mıdır, yok mudur?

**********

PİSLİK… Adı üstünde… Ama benden sizlere bir tavsiyem var. Sakın ola kimseye “pislik” demeyin. Pislik derseniz ATIK SU para faturanız şişer. Demedi demeyin…

*********

ALT GEÇİT… Edremit’te bazı alt geçitler kanalizasyon   sistemi gibi alttan akmakta. Güre SARUHAN  otelinin önündeki ALT GEÇİDE  sakın ola girmeyin, boğulursunuz, cesedinizden bile kimsenin haberi olmaz… Adam boyu  her melanetin olduğu suda kaybolursunuz? Sorumluları kimlerdir? Baski mi? Edremit Belediyesi mi? Halk, hala bu BÜYÜKŞEHİR  sistemini çözemedi. Derdini kime soracak, kime anlatacak? Vay benim memleketim vay…

Marka şehir olacak Edremit’e bak, yan gel yat. Güney  Marmara oluşumu para yardımı yapacak ve  marka şehir olacakmışız? Duy da inanma. Hala alt yapısı sakat olan bir ilçe nasıl marka şehir olacak anlamış değilim.

Yukarıdaki  adam boyu suyla dolu alt geçitlerin fotoğraflarını da koyun broşürlere EMİTT  fuarında dağıtın… Kafaoğlu hala giderayak bile şov yapmakta, İlçelerin halinden haberi yok. Büyükşehir demek topyekun şehir demektir. Ama sizler bu sistemi anlamış  değilsiniz. Sadece İL MERKEZİNİ Büyükşehir olarak görmektesiniz… Yazıklar olsun. 150 BİN NÜFUSLU Edremit  üvey evlat muamelesi görmekte..

*********

ÜST GEÇİT… Edremit’te  Şehit Hamdi bey civarından  başlayarak Akçay, GÜRE ARASINA KADAR KAÇ  ÜST GEÇİT  var? Sayın… BİR DE ÜSTÜNDEN GEÇENLERİ SAYIN. Aylar önce bir öneri getirmiştim belki böyle bir öneriyle yanıt alabilirim diye…

Üst geçitleri ihaleye çıkartın, CAFE  yapılsın. Hem belediyeye gelir getirir, hem üzerine çıkanlara mecburiyetten geçiş sağlar falan.

Yahu bu üst geçitlerden geçmek zorunluluğu getirmek o kadar zor mu? Bazıların hemen dibindeki tel engellerin bir metresin parçalamış birileri ÜST  geçidi kullanmamak adına…

Kalıcı bir engel nasıl yapılır düğümünü çözecek bir beyin aranıyor diye kampanya mı açsak  acep?

********

SEYYAR ESNAFA  SABİT SATIŞ YERİ… Edremit Belediyesi’ni alacak yeni yönetime şimdiden bir öneri. Her ne kadar her şeyin en iyisini siz bilirsiniz ama ben yine de bir kıyak çekeyim dedim. Edremit’in yıllar boyu  eksiği… Seyyar esnafa sabit yer düzenleyin, bir örnek olsun, temizliği, halk  muamelesi, kaldırım ve cadde sokakların intizamı kayıt altına alınsın. Ödeyebilecekleri kira karşılığında sabit satış yer.

Mesela Edremit’te  LOSTRA SALONU  yoktur. Ne deseniz duymamış olanların sayısı belki nüfusun yarısıdır… Mesela Edremit’te sabit çiçekçi esnafı yoktur. Hiç mi İstanbul’a gitmedi  bugüne kadar başkanlık yapanlar… Mesela  Edremit’te,  eski ve hurda toplayanlar halkı son derece tedirgin etmekte, bunları ruhsata, plakaya bağlamak hiç mi akla gelmez?

Mesela Edremit’te her köşede  seyyar balıkçı vardır… Bunlara  özel  yer verilemez mi? Bu yer dışında seyyar balıkçılık yasaklanamaz mı? Koku, sinek ve evet ve….!!

Belediyecilik,  seçildikten sonra oy uğruna ses çıkartmamak değildir…

Mesela, Edremit Ziraat Bankasında YARMA DENİLEN  daracık cadde, trafiğe kapatılabilir. Ahmet Öner döneminden beri yazmaktayım. Kimseden tık çıkmadı. Bu caddede bulunan kaldırım halkın kullanım alanıdır, trafiğe açık olduğundan vatandaş caddede yürümek zorunda, Neden? Kaldırım seyyar satıcıların işgali altında. Ne soran var, ne bilmem ne?

Bunlar belki size basit  gibi gelebilir. Edremit  marka olacaksa önce bu küçük işleri yapmakla  olur. Bu aynı zamanda bir eğitim meselesidir. Bu mesele insanların birbirlerine olan saygı eğitimidir.

**********

DÜŞÜNCENİN BİTTİĞİ YER

“SON bir yılda  83 bin 563 çocuk istismarı kayıtlara geçti”

By: Resmi veriler

Bizden not: 68 kuşağı olarak gençliğimizde bu kelimenin yani

İstismar ve tecavüzü  bilmezdik. Ne oldu bize yahu uçkuru bu kadar nasıl koparttık?

……………………………….

ÇÜŞ

Drift atmak… Allah’ın kafa taslarına beyin koymayı unuttuğu

Sözde oto sürücülerinin zırvasına drift deniyormuş. Bunu da

Son 5 yıldır öğrenir olduk… Cehaletin  dirfti yani.

………………………………….

BÜYÜTEÇ

Edremit’te  okullar tatile girdi. Girdiği gün cadde ve sokaklarda çocuklarımızın ellerinde hep teşekkür kartı. Mutlu yavrucaklar. Merak ettim belki M.E.Müdürlüğü

bir açıklama yapar. Merak şu. Teşekkür alan öğrenci sayısı,  tedrisata göre  kaç yüzdür!

……………………………………………

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

Sağır duymaz uydurur.

ATASÖZÜ

 

TEL TEL- 17 EYLÜL 2019

MOZART-İNEK VE SÜT… Geçtiğimiz gün “Mozart dinleyen inekler daha çok süt veriyorlarmış bulgusuna değinmiş ve bazı yakıştırmalar yapmıştım. Amma velakin  gücüme gitti, yahu  her şeyimiz  neden ithal diye hayıflandım ve düşündüm, taşındım, kaşındım ve yerli versiyonunu kendi kafama göre buldum…

KEMENÇE DİNLEYEN TORİKLER DAHA FAZLA HAVYAR VERİYORMUŞ…Neden olmasın değil mi ya… Üç tarafımız deniz hatta bir de iç denizimiz olmasına rağmen, bu sezon balık çok az çıkacakmış. Balık ve kavak misali… Bunun nedenini araştırmaya gerek yok. Birinci neden kendi enstrümanlarımızı bile unutturdular. Biz dinleyemiyoruz TORİK  nasıl dinlesin? Ee bir de  balıklara karşı “balıklara ölüm nidalarıyla yasak döneminde sülalelerinin kökünü kuruttuğumuz  balıklar 40/50 metre derine inmişler.

Oysa;

KEMENÇE,  dinleyen balıklar, tavuklara  inat bolca havyar bırakırlarb

KEMENÇE, dinleyen balıklar  misali,  SİYASİ PARTİLER SEÇİM SANDIKLARININ  bulunduğu okul önlerinde oto teyplerinden yüksek volümlü KEMENÇE  dinletisi yaptırsalar  bol oy alırlar.

KEMENÇE, dinleyen balıklar misali, şiddet yanlısı  öküzler ! için kadınların cep telefonlarına KEMENÇE  solo kayıt edilse, öküz elini kaldırdığı zaman başlar horon tepmeye.

KEMENÇE, dinleyen balık örneği,  doğurgan kadınlara, GÜN İÇİNDE devamlı evde KEMENÇE   dinletip düşük yapması sağlanabilir.

KEMENÇE, dinleyen balık  gibi, TRUMP’a da, bir CD  göndererek, gün içinde kötülük hayali kurmaktan caydırılabilir.

KEMENÇE, dinleyen balıklar, gibi  rüşvet hastası olanlar, aldıkları rüşveti tepine tepine yere düşürmeleri sağlanır.

KEMENÇE  dinleyen balıkların tıpkısının aynısı gibi, Kamu kurumlarında saat 17.00 de paydos anonsu olarak  çalınıp evlerine  zinde giderler!

KEMENÇE, dinleyen balıkların  havyarı bol olursa, adaletin de hukuku bol olur. Karar verildikten sonra kemençeyle tebliğ edilebilir.

KEMENÇE dinleyen balıklar gibi, hazinenin tüneli ışık verdiğinde, hemen KEMENÇE İLE kolbastı  çalınırsa, bereketli ve hareketli olur.

KEMENÇE dinleyen balıklar misali, her silah taşıyana  KEMENÇE  ile FURDUM ONİ  türküsünün CD’sinin taşınması ruhsata işlenmeli.

KEMENÇE dinleyen balık  örneği, her düğün sahibine damada verilmek üzere bir KEMENÇELİ, KARADENİZ VE BATI  formatlı hoplamalı zıplamalı CD  devlet tarafından ücretsiz verilerek  ikiz bebe siparişi verilebilir.

KEMENÇE, dinleyen balıklar gibi, 112  ambülanslarına SİREN  sesi olarak, kemençeli  en haraketli Karadeniz türküsü yüklü CD  konmalı.

KEMENÇE  dinleyen balık misali,  piyasada indirim kampanyaları yapılan AVM’lerde devamlı  HA UŞAĞUM HA   diye insanları tepiştiren KEMENÇE, CEPLERİ boşaltmakta yardımcı olur.

*******

DÜŞÜNCENİN BİTTİĞİ YER

“Neden  ÖZEL İMAM  HATİP  okulları açılmıyor?”

By: Bir akademisyen

Bizden not: İSLAMA AYKIRI DEĞİL AMA KAFALARA TERS .

……………………………..

ÇÜŞ

İnsan vücudunda 100 km uzunluğunda damar varmış. Bedava uluslar arası Yol mübarek…

…………………………………..

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

 Ahlakın bittiği yerde ŞEREF, bit ayıklaya çıkar.

O.U.T

…………………………………………..

BELEDİYE BAŞKANLARI… Bu makamda oturan Başkanlar etraflarındaki yağdanlıkları temizlemezlerse

Motor yatak sarar… Sanki bu yağdanlık bir meslek, bir sektör haline geldi. Sosyal medyada başkanlarla  kol kola girip, ağam, paşam diye fotonun altına anı yazabiliyorlar ve  Başkanlarda buna izin verebiliyorlar… (tenzih ettiklerim elbette var)

Zeytinyağı üste çıkıp o foto sonrası bina içinde elini cebine sokup, göbeğini dışa vurarak yürüyenlerin ömürleri çok kısa oluyor. Ama onlar bir günlük ya da birkaç aylık beyliği, efelik zannediyorlar. Yani tükürük ve yağmur misali…

********

UĞUR DÜNDAR VE CEZASI… 50 yıldır mesleğine leke sürdürmeyen bir gazeteciye hapis cezası vereceksin ve sonra bunu ŞEREF isimli bir kitabı okuma cezası vereceksin. Ve tabii biz buna ADALET  diyeceğiz… Trilyonları  GÖTÜRENLERİ  ödüllendiren bir  ülkede,  o rol modellere ne okutmalı acaba?

ŞEREFSİZLİK  isimli bir kitap var mı bilemem gari…

Türkçemizde, PİŞKİN  diye bir kelime vardır. Bu bir kelime aslında bir cümle değil birkaç paragrafla anlatabilinir. Bu Pişkinler aynı geçen gün yazdığım ”MOZART DİNLEYEN  İNEKLER DAHA FAZLA SÜT VERİYOR” bulgusuyla örtüşüyor… Bunlar Mozart’ı değil (zaten bilmezler, tanımazlar ) para sesiyle orgazm olurlar…Varları yokları para sesidir. Ama onlara kitap okuma değil önce okuma yazma cezası verilmeli, değil mi ya!

********

80  YAŞINDAKİ KADINA TECAVÜZ VE  ADALET… Bu olayı ana haber bülteninde  izlerken insanlığımdan nefret ettim. Nefretim haberin son cümlesiyle  bin kart arttı ve ekranı kararttım.

Tecavüzcü önce serbest bırakılıyor ama halkın galeyanıyla   tutuklanıyor. Böyle hukukun olduğu ülkede, ADLİYE SARAYLARI  dükkanlarını kapatmaları gerekir.

Bu durum çerçevesinde artık, çoluk, çocuk, yaşlı genç  herkes tutuğunu  ……….Vay benim ülkem vay.

Silahların gölgesinde yaşayan ülke insanım bundan kelli bu silahların da ruhsat alma zorunluluğu kaldırılsın. Bebelere  bile oyuncak mantar tabancası yerine hakikisi verilsin. MAYK HUMMER  misali “KANUN BENİM“ densin…

Zaten o yolda hızla yürüyoruz… Hiç gocunmadan AB’ye “neden bizi almıyorsun?” diye sorabiliyoruz.

İNSAN HAKLARI  diye bir hak var. Ve biz bu insan hakları bildirgesine imza atmışız. Hiç vakit geçirmeden

“biz bu imzamızı geri çekiyoruz” dememiz  vacip oldu…

Ruhsatlı silahların 100 olan mermi hakları 1000’e çıkarıldı (defalarca yazdım) bu 1000 mermiye nereye sıkacaklar diye soruyordum. Sorumu geri çektim. Sık birader nereye sıkarsan sık… Ama askerlik yapmamak için sağdan soldan para dilenme. O kadar sıkma meraklısıysan git teröriste sık. Yüreğin, cesaretin varsa…

Bugün, sıkı yönetim olsa, Sadece Edremit’te kaç yüz ruhsatsız silah çıkar hesabını ben bilemem, bilen bilebilir?

*********

DİN,İMAN, ALLAH KORKUSU…

16 Eylül 2019  Pazartesi  günkü SÖZCÜ gazetesinin manşetini okudunuz mu bilemem… Ama ben okudum. SAKARYA’nın KARASU Belediyesi’ndeki yolsuzluk. HALEF’de AKP’li, SELEF’TE… Hayali trilyonluk israf ve malı götürme… Gazete bu haberi BAŞ SAYFAda  100 metreden okunacak  PUNTO ile vermiş.

AKP genel merkezi bu konuda nasıl bir açıklama yapacak merak bile etmiyorum… Bu olay muhalif bir parti belediyesinde olsa, yer yerinden oynar,  eline mikrofonu alan AKP’li işte yolsuzluklar bunların kanlarında var diye söylem yaparlardı. Hadi şimdi yapın o söyleminizi ve bizde sizin hak, hukuk, Allah korkunuzu görelim…Yetim hakkı işte burada yatıyor. Rabbim ne diyor biliyor musunuz, bilseniz bu yolsuzlukları yapmazdınız … ”KUL HAKKI İLE KARŞIMA GELME”

********

CEMAAT,TARİKAT, Kan emer gibi ülkenin paralarını emen  bu vantusların musluğunu kesti diye İMAMOĞLU  kaka çocuk oldu… Menzil, hastane sahibi nasıl oldu? Menzil Üniversite sahibi nasıl oldu?

Menzil’in başları o gavur icadı lüks MERSOLARA  nasıl biniyorlar? Adıyaman’ın Menzil köyünde PETROL ÇIKIYORDA  BİZİM Mİ HABERİMİZ YOK…

AKP, aklını başına toplamaya niyetli gözükmüyor. FETÖ  belası  hala temizlenmemişken, yeni bir belaya nasıl kucak açıyor insanın aklım almıyor. Buraya kadar...