Tüm Yazarlar
YASAKLARI YASAKLA!

YASAKLARI YASAKLA!

Yasak!

Kısa bir süre öncesine kadar,

İstediğin kıyafeti giymek yasaktı!

İnandığın gibi giyinmek de yasaktı!

Allah’ın emrettiği farzı yerine getirmek için Cuma’ya gitsen, Allah’ın haram kıldığı bir başka suçu işleyecektin, işinden kaytaracaktın! İbadet etmek de yasaktı!

İnandığın Kitabı öğrenmek, öğretmek de yasaktı!

İstediğin okula çocuğunu göndermek de yasaktı!

Serbest!

Mini etekle memurluk yapmak, öğrencilik yapmak serbestti.

Bıyığını ağzının içine sokmak serbestti.

Mensubu bulunduğun sendikanın her türlü eylemine katılmak serbestti.

Memur olduğun halde teröre, teröriste destek vermek serbestti.

Gezi eylemlerinde devlete başkaldırmak serbestti.

Başörtülü memuru işten atmak serbestti.

Cuma’ya gidiyor diye bir memuru fişlemek serbestti.

İslam ve Müslümanlar aleyhine her türlü yazıyı yazmak, onlara hakaret etmek, onları rencide etmek serbestti.

Hatta Peygamberimize hakaret etmek de serbestti.

Devlet büyüklerine ağıza alınmayacak hakaretler etmek de serbestti.

Ak parti iktidarında özgürlüklerde kısıtlanma yaşandı doğru(!) Örneğin teröre destek vermek, insanları aşağılamak, dini vecibelerini yerine getirenlere karşı çıkmak, devlet büyüklerine hakaret etmek gibi özgürlükler yasaklandı.

Ama hiç kimsenin kılık kıyafetine karışılmadı. Devlet büyüklerini eleştirenlere söz söylenmedi.

Hala yürürlükte olan devlet memurlarının kılık kıyafet yönetmeliğine göre hemen hemen tüm memurlar şu an suç işlemektedir.

Hala yürürlükte olan devlet memurlarının siyaset yapmasıyla ilgili yönetmelik maddesine göre hemen hemen tüm memurlar gerek sosyal medyada, gerek öğretmenler odasında, gerek diğer sosyal ortamlarda suç işlemektedirler.

Memurlar sadece bir siyasi partiye üye olamıyorlar ve seçimlerde aday olamıyorlar, görevlerinden istifa etmedikçe.

Gelelim asıl meseleye:

Bir devlet memuru siyasi köşe yazarlığı yapabilir mi?

Cevap: Hayır!

Ama bu kurala uymayan yığınlarca devlet memuru bulabilirsiniz.

Devlet memuru kravatsız işe gidebilir mi?

Cevap: Hayır!

Ama bu kurala da uymayan yığınlarca devlet memuru bulabilirsiniz.

Devlet memuru muhalefet partisini eleştirebilir mi köşe yazılarında?

Cevap: Hayır!

İktidar partisini eleştirebilir mi?

Cevap: Hayır!

Peki, niye devlet memuru köşe yazısı yazar? İktidarı veya muhalefeti eleştirir?

İşlediği suçun cezasını göze alır da ondan!

Kravat takmadan işe giden memurun cezayı göze aldığı gibi!

Peki, sosyal medya üzerinden veya köşe yazısı ile iktidar veya muhalefet partisine hakaret eden ve onları eleştiren kaç memura ceza verildi?

Cevap: Hiç!

Şapka takmadığı için ceza alan memur var mı?

Cevap: Yok!

Tüm bunlar ne demektir biliyor musunuz?

Memurların kılık kıyafetine, özgür ve özgün düşüncelerine karşı çıkmak, onları ihbar etmek tam anlamıyla çekememezliktir.

Aynı zamanda, Ak Parti hükümeti bu tür özgürlüklerin, kanunlara rağmen, önünü açması CHP zihniyetinin aksine müthiş bir başarıdır.

Her konuda, özellikle kanunlara göre suç teşkil eden MİT tırları haberini sızdıran hainlere, 250 insanımızı şehit eden FETÖ’cülere özgürlük isteyen CHP zihniyeti, nedense hainlere özgürlük isteğine karşı çıkıp onları eleştirenlere tahammül edemiyor!

Merak etmeyin, memurlara ibadet özgürlüğü geldiği gibi siyasi özgürlük de gelecek çok yakında!

Not: Gazetemiz yazarlarından bir tanesi beni şikayet etmiş, yani muhbirlik yapmış!

Siz muhbirlik etmeye devam edin, hiç olmazsa tıynetinizin gereğini yerine getirmiş olursunuz!

Sayın yazara sesleniyorum, beni İlçe Müdürüne şikayet etme yerine benimle tartışabilirdiniz.

Şikayet etmenize karşı olduğumdan değil, insanların o kadar çok işi var ki, bırakın onlar işini yapsın, böyle abuk sabuk şeylerle uğraşmasın!

Hem ben yazı yazarak kendimi ifşa etmiş oluyorum, sizin muhbirlik etmenize gerek yok!

Siz illa muhbirlik edecekseniz, teröristlerle kol kola yürüyenlere alkış tutan memurları şikayet edin de, şehitlerimizin kemikleri sızlamasın!

 

 

 

TEL TEL - 28 OCAK 2019

CHP NİN VEKİLLERİ… Sadece kartvizitlerinde vekil yazan, yetki ve etkileri ancak parti içinde kıpraşmalara yarayan bir sistematik içinde. Tabii diğer parti vekilleri de aynı…

İmdi… 146 vekili olduğunu varsayalım. Bir iki fire vardır.

146 varsayarsak ve bunlardan her biri KEMAL BEYİN BORÇLARINI  ödemek için oluşturulan FON’a ayda 5000 tl  yatırsalar 730,000 TL  eder mi? Eder…

730.000 x 12= 8. 760.000 TL eder mi? Eder…

Bu rakam Kemal beyin, Cumhurbaşkanı Erdoğan yönelik hakaret davasından kaynaklanan para cezasını ödemek için toplanmakta…

Be kardeşim elinizi vicdanınıza koyun… Vicdan varsa…

Aylardın ana haber bültenlerinde her akşam iki gözü iki çeşme ağlayan analar babalar, ölümle burun buruna  SMA  hastası yavrularının   devlet ilaç parasını ödeyemiyor. Sağlık Bakanı işi çözdük komisyon kurduk  falan diyor… Komisyon ortada yok.

Demem o ki  HALK PARTİSİ  ünvanını taşıyan bir parti SOSYAL  yapıda olması gerekir. Kemal beyin borcunu kurtarmak adına para toplayacağınıza, ölümle pençeleşen bu  yavruların hayatlarını kurtarsanız diyorum.

Yukarıdaki rakamlar somut rakamlar. Bu kadar vefalıysanız, önce minik yavrular hayatı tanımadan ölümü tanıdılar. Ölümü beklemekteler. Bu ilaç onları hayata döndürecek. Siz ne işe yararsınız?

Bu söz biraz da ucundan da olsa, diğer parti vekillerini de bağlar. Hiç bir işe yaramadan ayda aldığınız o tatlı maaş gırtlağınızdan nasıl  geçiyor anlamış  değilim…

Fon kurmak bu kadar basit olduğuna göre, DAYANIŞMA böyle olur diyerek ortaya çıksaydınız, bugün 81 milyon insanın baş tacı olurdunuz. Ama sizden ne köy olur ne kasaba…

Milletinvekili olmak bu kadar ayağa düşürülmez…

Sadece parti içinde  MİXERLİK  yapmak için değil, bari dayanışma örneği için çaba sarf edin…

Türkiye  genelinde, İl, ilçe ve Büyükşehir Başkan aday adaylarından toplanan paralar, nerede zaptediliyor…

SMA  hastası yavruların ailelerinin % 90’I DAR GELİRLİ  aileleler… O hastane senin, o hastane benim diyerek  yalvarma, yavrularına bir müjde alabilmek için yalvarmaktalar… Bakanlık önünde oturmaktalar… İnsana saygısı olmayan bir toplum, olsa ne olur olmasa ne olur?

Devlet abuk sabuk imkanları önünüze seriyor. Yiyin diyor, patlayıncaya kadar yiyin diyor. Emekliye   200 lira promosyonu çok gören bir kafa yapısı bu kesime yan gözle bile bakmıyor. Ama size yağdırıyor. Nasıl boğazınızdan geçiyor tekrar tekrar sormak ihtiyacını hissediyorum…

Kendi kankalarınızı BAŞKAN  seçtirmek için sarf edeceğiniz zamanın  dörtte birini SMA hastası yavrulara ayırsanız günaha mı girersiniz? Kankanız Başkan olunca, diğer imkanla da emrinize amade olacak değil mi?

Hiç biriniz benim vekilim değilsiniz bu saatten sonra… En azından “bugün Allah için ne yaptınız” sözünü hatırlayabilseydiniz keşke. Ama verecek yanıtınız yok değil mi?

Aynı aileden olan, aynı aileden çıkıp bir yerlere gelmek sizi en başarılı yapmaz. En başarılı olmanız için aileyi diri tutmak gerekir… Arkadan aynı kanı vurana ne denir?

Milletvekili milletin hizmetkarıdır. Ama siz  hep kendi çıkarlarınızın  vekilisiniz… Selamınıza bile ihtiyacım yok bundan kelli…

***********

EDREMİT’TE DOMUZ GRİBİ… Orta yerlere düşen bu başlıktaki hastalık var mı yok mu? İlçe Sağlık Müdürü kimdir, sokakta görsem tanımam. Ne iş yapar onu da bilemem…

Hastanemizde doktor açığı var mı, yok mu onu da bilemem… Ama çok vefakar birkaç doktorumuz olduğunun listesi bende mevcuttur. Evet domuz gribi vakası var mıdır, yok mudur?

**********

PİSLİK… Adı üstünde… Ama benden sizlere bir tavsiyem var. Sakın ola kimseye “pislik” demeyin. Pislik derseniz ATIK SU para faturanız şişer. Demedi demeyin…

*********

ALT GEÇİT… Edremit’te bazı alt geçitler kanalizasyon   sistemi gibi alttan akmakta. Güre SARUHAN  otelinin önündeki ALT GEÇİDE  sakın ola girmeyin, boğulursunuz, cesedinizden bile kimsenin haberi olmaz… Adam boyu  her melanetin olduğu suda kaybolursunuz? Sorumluları kimlerdir? Baski mi? Edremit Belediyesi mi? Halk, hala bu BÜYÜKŞEHİR  sistemini çözemedi. Derdini kime soracak, kime anlatacak? Vay benim memleketim vay…

Marka şehir olacak Edremit’e bak, yan gel yat. Güney  Marmara oluşumu para yardımı yapacak ve  marka şehir olacakmışız? Duy da inanma. Hala alt yapısı sakat olan bir ilçe nasıl marka şehir olacak anlamış değilim.

Yukarıdaki  adam boyu suyla dolu alt geçitlerin fotoğraflarını da koyun broşürlere EMİTT  fuarında dağıtın… Kafaoğlu hala giderayak bile şov yapmakta, İlçelerin halinden haberi yok. Büyükşehir demek topyekun şehir demektir. Ama sizler bu sistemi anlamış  değilsiniz. Sadece İL MERKEZİNİ Büyükşehir olarak görmektesiniz… Yazıklar olsun. 150 BİN NÜFUSLU Edremit  üvey evlat muamelesi görmekte..

*********

ÜST GEÇİT… Edremit’te  Şehit Hamdi bey civarından  başlayarak Akçay, GÜRE ARASINA KADAR KAÇ  ÜST GEÇİT  var? Sayın… BİR DE ÜSTÜNDEN GEÇENLERİ SAYIN. Aylar önce bir öneri getirmiştim belki böyle bir öneriyle yanıt alabilirim diye…

Üst geçitleri ihaleye çıkartın, CAFE  yapılsın. Hem belediyeye gelir getirir, hem üzerine çıkanlara mecburiyetten geçiş sağlar falan.

Yahu bu üst geçitlerden geçmek zorunluluğu getirmek o kadar zor mu? Bazıların hemen dibindeki tel engellerin bir metresin parçalamış birileri ÜST  geçidi kullanmamak adına…

Kalıcı bir engel nasıl yapılır düğümünü çözecek bir beyin aranıyor diye kampanya mı açsak  acep?

********

SEYYAR ESNAFA  SABİT SATIŞ YERİ… Edremit Belediyesi’ni alacak yeni yönetime şimdiden bir öneri. Her ne kadar her şeyin en iyisini siz bilirsiniz ama ben yine de bir kıyak çekeyim dedim. Edremit’in yıllar boyu  eksiği… Seyyar esnafa sabit yer düzenleyin, bir örnek olsun, temizliği, halk  muamelesi, kaldırım ve cadde sokakların intizamı kayıt altına alınsın. Ödeyebilecekleri kira karşılığında sabit satış yer.

Mesela Edremit’te  LOSTRA SALONU  yoktur. Ne deseniz duymamış olanların sayısı belki nüfusun yarısıdır… Mesela Edremit’te sabit çiçekçi esnafı yoktur. Hiç mi İstanbul’a gitmedi  bugüne kadar başkanlık yapanlar… Mesela  Edremit’te,  eski ve hurda toplayanlar halkı son derece tedirgin etmekte, bunları ruhsata, plakaya bağlamak hiç mi akla gelmez?

Mesela Edremit’te her köşede  seyyar balıkçı vardır… Bunlara  özel  yer verilemez mi? Bu yer dışında seyyar balıkçılık yasaklanamaz mı? Koku, sinek ve evet ve….!!

Belediyecilik,  seçildikten sonra oy uğruna ses çıkartmamak değildir…

Mesela, Edremit Ziraat Bankasında YARMA DENİLEN  daracık cadde, trafiğe kapatılabilir. Ahmet Öner döneminden beri yazmaktayım. Kimseden tık çıkmadı. Bu caddede bulunan kaldırım halkın kullanım alanıdır, trafiğe açık olduğundan vatandaş caddede yürümek zorunda, Neden? Kaldırım seyyar satıcıların işgali altında. Ne soran var, ne bilmem ne?

Bunlar belki size basit  gibi gelebilir. Edremit  marka olacaksa önce bu küçük işleri yapmakla  olur. Bu aynı zamanda bir eğitim meselesidir. Bu mesele insanların birbirlerine olan saygı eğitimidir.

**********

DÜŞÜNCENİN BİTTİĞİ YER

“SON bir yılda  83 bin 563 çocuk istismarı kayıtlara geçti”

By: Resmi veriler

Bizden not: 68 kuşağı olarak gençliğimizde bu kelimenin yani

İstismar ve tecavüzü  bilmezdik. Ne oldu bize yahu uçkuru bu kadar nasıl koparttık?

……………………………….

ÇÜŞ

Drift atmak… Allah’ın kafa taslarına beyin koymayı unuttuğu

Sözde oto sürücülerinin zırvasına drift deniyormuş. Bunu da

Son 5 yıldır öğrenir olduk… Cehaletin  dirfti yani.

………………………………….

BÜYÜTEÇ

Edremit’te  okullar tatile girdi. Girdiği gün cadde ve sokaklarda çocuklarımızın ellerinde hep teşekkür kartı. Mutlu yavrucaklar. Merak ettim belki M.E.Müdürlüğü

bir açıklama yapar. Merak şu. Teşekkür alan öğrenci sayısı,  tedrisata göre  kaç yüzdür!

……………………………………………

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

Sağır duymaz uydurur.

ATASÖZÜ

 

TEL TEL - 22 TEMMUZ 2019

EDREMİT   VE  TRAFİK… Bu konuda, geçtiğimiz hafta  Trafik değerlendirme toplantısı yapıldı. Bu cümle aslında  geçtiğimiz Cuma günü Edremit yerel basının haber başlığı idi. Haberi şöyle bir okudum ama elle tutulacak, yani somut bir çare göremedim. Her zaman ülke genelinde alışık olduğumuz cek-cak…

Edremit trafiğinin nasıl çözüleceğini, hemen yapılması gereken unsurların altını çizerek uygulamaya konmasını beklerken haberin içeriği beni hiç ama hiç etkilemedi. Daha bu Cuma ve Cumartesi günü Akçay ALİ İLERİ Caddesi kavşağında trafik 10-15 dakika kilitlendi. Bir tek trafik memuru yok. Görmeniz de  şansızına bağlı. Ara sıra araç içinde oturup, elinde telefonla  foto çekmekle trafik çözülecekse vay halimize… Mesela, Ali İLERİ CADDESİNE  girişte, indi bindi yapan minibüsler. Şen pazarın önünde bekleme yapan minibüsler, Akçay A börek köşesinden Altınkum istikametin giden minibüslerin bekleme yapmaları, bu caddenin darlığı ve çift taraflı park eden araçlar olmasına rağmen cart-curt indi bindi yapan minibüsler trafiği aksatmıyorlar mı?

Akçay’ın dar sokaklarında, bulunan Kargo firmalarının araçları, trafiği aksatmıyorlar mı? Zincir marketlere mal getiren firma kamyonları trafiği aksatmıyorlar mı?

Bu köşenin yazarı, İstanbul’da, bidon içinde sabahtan akşama kadar el kol sallayarak trafiği çözen nice trafik memurlarının çektikleri azabı görerek yaşadı. Klimalı oto  o tarihlerde yoktu. Model araç yoktu… Kimse kusura bakmasın, bu trafik polisi teşkilatıyla bu iş çözülemez. Sistem bozuk çünkü. Memurların suçu yok. Sistem çökmüş. Belirli yerlere yani bilinen yerlerde, denetim yapmakla, belirli yere radar aracı konmakla bir yer varılamaz… Akçay’a önümüzdeki yıl, giriş tamamen yasaklanacak duruma gelmiştir. Ulusal yayına ilan vererek “AKÇAY’A ARACINIZLA GELMEYİN” ilanı verilmesi gibi mecburiyet hasıl olacaktır…

Edremit merkez ise tam  felç durumu yaşamakta. Trafik sorununu çözeceğim vaadi, hiçbir zaman yerine ulaşamayacaktır… Edremit’in bütün cadde ve sokakları oto park haline gelmiştir. Edremit’in trafik sorununu çözebilecek bir yöneticinin Edremit meydanına heykelinin dikilmesi kaçınılmazdır. Hem de altın kaplama heykel… Böyle gelmiş böyle gider  kardeşim.

********

BALIKESİR İL SAĞLIK MÜDÜRÜ, YAĞMUŞ GÜRLEMİŞ… Ne demiş?”  Gönül rahatlığı  ile denize girilebilir.”

Bir takım, moralmanımızı güçlendirecek cümleler kurmuş…

Akçay neden mavi bayrak alamıyor? nasıl merak etmem değil mi ya?  Neden  su tahlil tabloları kıyalara  konmuyor?  Yapılan tahliller  kaç metreden alınmaktadır?  Edremit’te mevcut  çaylar şakır şakır atık su vermekte denize. Arıtma bir damla bile gece denize  su koyuverme !! Yapmıyor mu?

Güre, hala kanalizasyona bağlanmadı. Edip aga bu sorun dururken Akçay’a şehir suyu şebekesi yapmak uğruna halka üç yıl azap çektirdi, ortada fol yok  gezen tavuk yok… Güre’de kanalizasyon olmadığına göre fosseptik çukuruna atılan pislikleri toprak emip. Denize  kaçırmıyor mu?

Çaylar naylon ve pet şişe atık deposu gibi, yağmurla beraber bunlar denize kanserojen taşımıyorlar mı?

Dilin kemiği yok…

********

DIŞ CEPHE REKLAMLARI. İster 5 lira olsun ister 50 bin, mülk sahibi ya da sahipleri gelir vergisi beyannamesi vermekle yükümlüdürler. Merak ediyorum bu konuda ilgili kamu kurumu bir açıklama yapabilir mi? Bu konuda ne kadar kaçak, göçek vardır? Açıktan vergisiz para kazananların sayısı nedir?

********

NECDET ELMAS… Türkiye’nin ilk gangsteri. Aslına bakarsanız ben bu yakıştırmayı sevmiyorum. Rahmetli Necdet Elmas, İktisat fakültesi terk, kafası çalışan,  haksızlığa, sıcak bakmayan bir insan olarak devrin yönetim tarzına bir baş kaldırı olarak, tek başına, tek bir mermi sıkmadan SIKI YÖNETİM  günleri içinde banka soymuştu. Türk polis ve  jandarması uzun süre yakalayamadı.

Müthiş otomobil sürücüsü olduğundan, nerede kıstırıldıysa kaçmasını becerdi. O tarihlerde Haydarpaşa Lisesine gidiyordum ve evimiz Bağdat caddesinde Göztepe otobüs durağının arkasındaydı.

Necdet Elmas’ı bu köşeden çeşitli vesilelerle yazmışlığım var. Bugün neden yazıyorum? 4 Gün önce UĞUR DÜNDAR  köşesine almış. Ama eksiklik vardı… Dönemin Türkiye’sinde  TAHRİRİ MUHARR olarak tanımlanan ülkenin en yaşlı  yazarı, Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde “Her kimsen gel gazeteme, şerefimle temin ederim ihbar etmeyeceğim, çayımı iç, alnından öpüp uğurlayacağım” diye yazmıştı. Bunu yazmasına sebepte, sıkı yönetim döneminde Türk polisini, Türk jandarmasını peşine takıp yakalanmamasıydı. Kimilerine göre yakalandı diye yazıldı ama  yakalattı diyenler çoğunluktaydı. Başkaldırının sonu müebbet, sonra genel af, sonra Beşiktaş’ta büfecilik ve kazandığını ihtiyaç sahiplerini dağıtışı…

Bugün bakıyorsunuz, tosuncuk gibileri bırakın ihtiyaç sahiplerine  yardımı,  ne idüğü belirsiz kadınlara halvet parası dağıtmaktalar…

********

ENGELLİ… Görme engelli, yürüme engelli, konuşma engelli felan falan diye adlandırılan can dostlarımız var. Bunların her biri engellerine rağmen hem kendilerine, hem etraflarına faydaları dokunmakta… Esas tehlike, kendilerini kültürlü zanneden. Bunlar yürürler ama düşünemezler, görürler ama görmemezlikten gelirler, yazar çizerler ama, sadece kendi isimlerini yazarlar. Ülkenin başına bela olan  bu düşünme engellilerdir… Ülkenin başına ne geliyorsa bunlardan gelmektedir. Bunlarla tokalaşmak bil caiz değildir…

 

********

MR, TOMO, RONTGEN, HOLTER… Nedir bunlar?  Yenir mi içilir mi ? Elbet hem yenir, hem içilir… İstesen de istemesen de kullanmaya mecbursun. Hastanenin hangisine gidersen git, bunları  güzel bir menü olarak önüne koyarlar, ister ye ister yeme… Devlet “benim halkım, benim  canlarım ,benim bir tanelerim” falan diyor ya inanmayın… Başlıktaki menüleri  yemeye mecbursun. Devlet hastanelerinde de, özel hastanelerde de durum aynıdır… Devlet te bile günah almayayım ama, “adın ne, neyin var?” “ karnım ağrıyor.”  Yaz kızım  MR’ı çekile. Bu cihazlar  kiralık cihazlardır. O kadar rağbet var ki !! Bir MR  çekimi için 19 gün sonraya hatta sabaha karşı bir saate randevu verebiliyorlar. Müşteri o kadar çok yani. Ya bu deveyi güdeceksin, ya Tahtakale’ye gideceksin. Bakmayın siz “benim can vatandaşım falan dediklerine… Hastane değil  her biri darphane!

********

İSTAKOZ VE BİR İSTİFA. Fransa Çevre bakanı, verdiği ziyafetlerde  pahalı şarap ve ıstakozlar ikram etmiş ve faturasını devlete ödetmiş. Meydana çıkınca hemen istifa etti. Bu mösyöyü alnından öpmek gerekir. Bizde  tuvalet kağıdı, yeme içme, adını bilmediğimiz yemekler yeniyor, faturasını biz ödüyoruz ama istifa felan eden yok. Tam tersine ödül bilem veriyoruz…

********

TABUT VE MEZARIMIZ… Kim okur kim falan felan eder… Hani derler ya portakal sandığı. Bizim tabutlarımız işte bu sandıkların artıklarından. İki tahta arasında beyaz teneşir gözükür… Zihniyetimiz nedir ?

Şudur;

Yahu 10 dakika sonra nasıl olsa açıp içindekini çukura atacağız… Eee bu çukurların bulunduğu yere kimi mezarlık der, kimi kabristan… İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı hariç, bütün mezarlıklarımız Allah’a emanet diyeceğim ama rabbim ne yapsın? Her kuluna akıl fikir ihsan eylemiş. Mezarlıklarımızın kapıları bacaları yoktur, şarapçı, hapçı kaçak köçeklerin mekanı halindedir. Kimi mezarlıklar hayvan otlak yeri haline gelmiştir…

Hristiyan mezarlıklarına öyle elinizi kolunuzu sallayarak giremezsiniz? Demir kapı kapalıdır. Tıklarsın göz açılır,  nazikçe kime geldiniz der? Sanki yaşayan birisini ziyaret etmiş gibi. Kaydı kuydu vardır, bakar ve buyurun der… İstanbul’da Dinsizler mezarlığı vardır. Kurtuluşta, çiçek bahçesi zannedersiniz… Bu konuyu kaçtır yazıyorum. Salla başını, al maaşını diyenler sanki o mezarlıkta yatmayacaklar?

*******

DÜŞÜNCENİN BİTTİĞİ YER

“30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bayram değildir”

By: BURSA BELEDİYE BAŞKANI

Bizden  not:  AKP’nin hızla düşüşünün en büyük birkaç nedeninin sebebi bu. Kafada olanları ayıklayamaması. Kendi düşen ağlamaz.

………………………………

ÇÜŞ

Robot..b Dünyanın yeni trendi… Yahu bu yeni dünya ülkeleri valla aptallar be… Ulan gelin görün  biz topyekün ROBOT  nasıl olduk görün

…………………………………………

BÜYÜTEÇ

PARKOMAT… Akçay’da, Edremit’ te va… Ama ha va..ha yok..

………………………………..

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

En akıllı halk, aptal görünmesini bilen halktır.

O.U.T.