Uğur TARIMAN
TEL TEL - 22 TEMMUZ 2019
Tarih : 2019.07.22  10:10:25

EDREMİT   VE  TRAFİK… Bu konuda, geçtiğimiz hafta  Trafik değerlendirme toplantısı yapıldı. Bu cümle aslında  geçtiğimiz Cuma günü Edremit yerel basının haber başlığı idi. Haberi şöyle bir okudum ama elle tutulacak, yani somut bir çare göremedim. Her zaman ülke genelinde alışık olduğumuz cek-cak…

Edremit trafiğinin nasıl çözüleceğini, hemen yapılması gereken unsurların altını çizerek uygulamaya konmasını beklerken haberin içeriği beni hiç ama hiç etkilemedi. Daha bu Cuma ve Cumartesi günü Akçay ALİ İLERİ Caddesi kavşağında trafik 10-15 dakika kilitlendi. Bir tek trafik memuru yok. Görmeniz de  şansızına bağlı. Ara sıra araç içinde oturup, elinde telefonla  foto çekmekle trafik çözülecekse vay halimize… Mesela, Ali İLERİ CADDESİNE  girişte, indi bindi yapan minibüsler. Şen pazarın önünde bekleme yapan minibüsler, Akçay A börek köşesinden Altınkum istikametin giden minibüslerin bekleme yapmaları, bu caddenin darlığı ve çift taraflı park eden araçlar olmasına rağmen cart-curt indi bindi yapan minibüsler trafiği aksatmıyorlar mı?

Akçay’ın dar sokaklarında, bulunan Kargo firmalarının araçları, trafiği aksatmıyorlar mı? Zincir marketlere mal getiren firma kamyonları trafiği aksatmıyorlar mı?

Bu köşenin yazarı, İstanbul’da, bidon içinde sabahtan akşama kadar el kol sallayarak trafiği çözen nice trafik memurlarının çektikleri azabı görerek yaşadı. Klimalı oto  o tarihlerde yoktu. Model araç yoktu… Kimse kusura bakmasın, bu trafik polisi teşkilatıyla bu iş çözülemez. Sistem bozuk çünkü. Memurların suçu yok. Sistem çökmüş. Belirli yerlere yani bilinen yerlerde, denetim yapmakla, belirli yere radar aracı konmakla bir yer varılamaz… Akçay’a önümüzdeki yıl, giriş tamamen yasaklanacak duruma gelmiştir. Ulusal yayına ilan vererek “AKÇAY’A ARACINIZLA GELMEYİN” ilanı verilmesi gibi mecburiyet hasıl olacaktır…

Edremit merkez ise tam  felç durumu yaşamakta. Trafik sorununu çözeceğim vaadi, hiçbir zaman yerine ulaşamayacaktır… Edremit’in bütün cadde ve sokakları oto park haline gelmiştir. Edremit’in trafik sorununu çözebilecek bir yöneticinin Edremit meydanına heykelinin dikilmesi kaçınılmazdır. Hem de altın kaplama heykel… Böyle gelmiş böyle gider  kardeşim.

********

BALIKESİR İL SAĞLIK MÜDÜRÜ, YAĞMUŞ GÜRLEMİŞ… Ne demiş?”  Gönül rahatlığı  ile denize girilebilir.”

Bir takım, moralmanımızı güçlendirecek cümleler kurmuş…

Akçay neden mavi bayrak alamıyor? nasıl merak etmem değil mi ya?  Neden  su tahlil tabloları kıyalara  konmuyor?  Yapılan tahliller  kaç metreden alınmaktadır?  Edremit’te mevcut  çaylar şakır şakır atık su vermekte denize. Arıtma bir damla bile gece denize  su koyuverme !! Yapmıyor mu?

Güre, hala kanalizasyona bağlanmadı. Edip aga bu sorun dururken Akçay’a şehir suyu şebekesi yapmak uğruna halka üç yıl azap çektirdi, ortada fol yok  gezen tavuk yok… Güre’de kanalizasyon olmadığına göre fosseptik çukuruna atılan pislikleri toprak emip. Denize  kaçırmıyor mu?

Çaylar naylon ve pet şişe atık deposu gibi, yağmurla beraber bunlar denize kanserojen taşımıyorlar mı?

Dilin kemiği yok…

********

DIŞ CEPHE REKLAMLARI. İster 5 lira olsun ister 50 bin, mülk sahibi ya da sahipleri gelir vergisi beyannamesi vermekle yükümlüdürler. Merak ediyorum bu konuda ilgili kamu kurumu bir açıklama yapabilir mi? Bu konuda ne kadar kaçak, göçek vardır? Açıktan vergisiz para kazananların sayısı nedir?

********

NECDET ELMAS… Türkiye’nin ilk gangsteri. Aslına bakarsanız ben bu yakıştırmayı sevmiyorum. Rahmetli Necdet Elmas, İktisat fakültesi terk, kafası çalışan,  haksızlığa, sıcak bakmayan bir insan olarak devrin yönetim tarzına bir baş kaldırı olarak, tek başına, tek bir mermi sıkmadan SIKI YÖNETİM  günleri içinde banka soymuştu. Türk polis ve  jandarması uzun süre yakalayamadı.

Müthiş otomobil sürücüsü olduğundan, nerede kıstırıldıysa kaçmasını becerdi. O tarihlerde Haydarpaşa Lisesine gidiyordum ve evimiz Bağdat caddesinde Göztepe otobüs durağının arkasındaydı.

Necdet Elmas’ı bu köşeden çeşitli vesilelerle yazmışlığım var. Bugün neden yazıyorum? 4 Gün önce UĞUR DÜNDAR  köşesine almış. Ama eksiklik vardı… Dönemin Türkiye’sinde  TAHRİRİ MUHARR olarak tanımlanan ülkenin en yaşlı  yazarı, Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde “Her kimsen gel gazeteme, şerefimle temin ederim ihbar etmeyeceğim, çayımı iç, alnından öpüp uğurlayacağım” diye yazmıştı. Bunu yazmasına sebepte, sıkı yönetim döneminde Türk polisini, Türk jandarmasını peşine takıp yakalanmamasıydı. Kimilerine göre yakalandı diye yazıldı ama  yakalattı diyenler çoğunluktaydı. Başkaldırının sonu müebbet, sonra genel af, sonra Beşiktaş’ta büfecilik ve kazandığını ihtiyaç sahiplerini dağıtışı…

Bugün bakıyorsunuz, tosuncuk gibileri bırakın ihtiyaç sahiplerine  yardımı,  ne idüğü belirsiz kadınlara halvet parası dağıtmaktalar…

********

ENGELLİ… Görme engelli, yürüme engelli, konuşma engelli felan falan diye adlandırılan can dostlarımız var. Bunların her biri engellerine rağmen hem kendilerine, hem etraflarına faydaları dokunmakta… Esas tehlike, kendilerini kültürlü zanneden. Bunlar yürürler ama düşünemezler, görürler ama görmemezlikten gelirler, yazar çizerler ama, sadece kendi isimlerini yazarlar. Ülkenin başına bela olan  bu düşünme engellilerdir… Ülkenin başına ne geliyorsa bunlardan gelmektedir. Bunlarla tokalaşmak bil caiz değildir…

 

********

MR, TOMO, RONTGEN, HOLTER… Nedir bunlar?  Yenir mi içilir mi ? Elbet hem yenir, hem içilir… İstesen de istemesen de kullanmaya mecbursun. Hastanenin hangisine gidersen git, bunları  güzel bir menü olarak önüne koyarlar, ister ye ister yeme… Devlet “benim halkım, benim  canlarım ,benim bir tanelerim” falan diyor ya inanmayın… Başlıktaki menüleri  yemeye mecbursun. Devlet hastanelerinde de, özel hastanelerde de durum aynıdır… Devlet te bile günah almayayım ama, “adın ne, neyin var?” “ karnım ağrıyor.”  Yaz kızım  MR’ı çekile. Bu cihazlar  kiralık cihazlardır. O kadar rağbet var ki !! Bir MR  çekimi için 19 gün sonraya hatta sabaha karşı bir saate randevu verebiliyorlar. Müşteri o kadar çok yani. Ya bu deveyi güdeceksin, ya Tahtakale’ye gideceksin. Bakmayın siz “benim can vatandaşım falan dediklerine… Hastane değil  her biri darphane!

********

İSTAKOZ VE BİR İSTİFA. Fransa Çevre bakanı, verdiği ziyafetlerde  pahalı şarap ve ıstakozlar ikram etmiş ve faturasını devlete ödetmiş. Meydana çıkınca hemen istifa etti. Bu mösyöyü alnından öpmek gerekir. Bizde  tuvalet kağıdı, yeme içme, adını bilmediğimiz yemekler yeniyor, faturasını biz ödüyoruz ama istifa felan eden yok. Tam tersine ödül bilem veriyoruz…

********

TABUT VE MEZARIMIZ… Kim okur kim falan felan eder… Hani derler ya portakal sandığı. Bizim tabutlarımız işte bu sandıkların artıklarından. İki tahta arasında beyaz teneşir gözükür… Zihniyetimiz nedir ?

Şudur;

Yahu 10 dakika sonra nasıl olsa açıp içindekini çukura atacağız… Eee bu çukurların bulunduğu yere kimi mezarlık der, kimi kabristan… İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı hariç, bütün mezarlıklarımız Allah’a emanet diyeceğim ama rabbim ne yapsın? Her kuluna akıl fikir ihsan eylemiş. Mezarlıklarımızın kapıları bacaları yoktur, şarapçı, hapçı kaçak köçeklerin mekanı halindedir. Kimi mezarlıklar hayvan otlak yeri haline gelmiştir…

Hristiyan mezarlıklarına öyle elinizi kolunuzu sallayarak giremezsiniz? Demir kapı kapalıdır. Tıklarsın göz açılır,  nazikçe kime geldiniz der? Sanki yaşayan birisini ziyaret etmiş gibi. Kaydı kuydu vardır, bakar ve buyurun der… İstanbul’da Dinsizler mezarlığı vardır. Kurtuluşta, çiçek bahçesi zannedersiniz… Bu konuyu kaçtır yazıyorum. Salla başını, al maaşını diyenler sanki o mezarlıkta yatmayacaklar?

*******

DÜŞÜNCENİN BİTTİĞİ YER

“30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bayram değildir”

By: BURSA BELEDİYE BAŞKANI

Bizden  not:  AKP’nin hızla düşüşünün en büyük birkaç nedeninin sebebi bu. Kafada olanları ayıklayamaması. Kendi düşen ağlamaz.

………………………………

ÇÜŞ

Robot..b Dünyanın yeni trendi… Yahu bu yeni dünya ülkeleri valla aptallar be… Ulan gelin görün  biz topyekün ROBOT  nasıl olduk görün

…………………………………………

BÜYÜTEÇ

PARKOMAT… Akçay’da, Edremit’ te va… Ama ha va..ha yok..

………………………………..

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

En akıllı halk, aptal görünmesini bilen halktır.

O.U.T.

 

273 kez okundu
Yazarın Diğer Yazıları