Tüm Yazarlar
YASAKLARI YASAKLA!

YASAKLARI YASAKLA!

Yasak!

Kısa bir süre öncesine kadar,

İstediğin kıyafeti giymek yasaktı!

İnandığın gibi giyinmek de yasaktı!

Allah’ın emrettiği farzı yerine getirmek için Cuma’ya gitsen, Allah’ın haram kıldığı bir başka suçu işleyecektin, işinden kaytaracaktın! İbadet etmek de yasaktı!

İnandığın Kitabı öğrenmek, öğretmek de yasaktı!

İstediğin okula çocuğunu göndermek de yasaktı!

Serbest!

Mini etekle memurluk yapmak, öğrencilik yapmak serbestti.

Bıyığını ağzının içine sokmak serbestti.

Mensubu bulunduğun sendikanın her türlü eylemine katılmak serbestti.

Memur olduğun halde teröre, teröriste destek vermek serbestti.

Gezi eylemlerinde devlete başkaldırmak serbestti.

Başörtülü memuru işten atmak serbestti.

Cuma’ya gidiyor diye bir memuru fişlemek serbestti.

İslam ve Müslümanlar aleyhine her türlü yazıyı yazmak, onlara hakaret etmek, onları rencide etmek serbestti.

Hatta Peygamberimize hakaret etmek de serbestti.

Devlet büyüklerine ağıza alınmayacak hakaretler etmek de serbestti.

Ak parti iktidarında özgürlüklerde kısıtlanma yaşandı doğru(!) Örneğin teröre destek vermek, insanları aşağılamak, dini vecibelerini yerine getirenlere karşı çıkmak, devlet büyüklerine hakaret etmek gibi özgürlükler yasaklandı.

Ama hiç kimsenin kılık kıyafetine karışılmadı. Devlet büyüklerini eleştirenlere söz söylenmedi.

Hala yürürlükte olan devlet memurlarının kılık kıyafet yönetmeliğine göre hemen hemen tüm memurlar şu an suç işlemektedir.

Hala yürürlükte olan devlet memurlarının siyaset yapmasıyla ilgili yönetmelik maddesine göre hemen hemen tüm memurlar gerek sosyal medyada, gerek öğretmenler odasında, gerek diğer sosyal ortamlarda suç işlemektedirler.

Memurlar sadece bir siyasi partiye üye olamıyorlar ve seçimlerde aday olamıyorlar, görevlerinden istifa etmedikçe.

Gelelim asıl meseleye:

Bir devlet memuru siyasi köşe yazarlığı yapabilir mi?

Cevap: Hayır!

Ama bu kurala uymayan yığınlarca devlet memuru bulabilirsiniz.

Devlet memuru kravatsız işe gidebilir mi?

Cevap: Hayır!

Ama bu kurala da uymayan yığınlarca devlet memuru bulabilirsiniz.

Devlet memuru muhalefet partisini eleştirebilir mi köşe yazılarında?

Cevap: Hayır!

İktidar partisini eleştirebilir mi?

Cevap: Hayır!

Peki, niye devlet memuru köşe yazısı yazar? İktidarı veya muhalefeti eleştirir?

İşlediği suçun cezasını göze alır da ondan!

Kravat takmadan işe giden memurun cezayı göze aldığı gibi!

Peki, sosyal medya üzerinden veya köşe yazısı ile iktidar veya muhalefet partisine hakaret eden ve onları eleştiren kaç memura ceza verildi?

Cevap: Hiç!

Şapka takmadığı için ceza alan memur var mı?

Cevap: Yok!

Tüm bunlar ne demektir biliyor musunuz?

Memurların kılık kıyafetine, özgür ve özgün düşüncelerine karşı çıkmak, onları ihbar etmek tam anlamıyla çekememezliktir.

Aynı zamanda, Ak Parti hükümeti bu tür özgürlüklerin, kanunlara rağmen, önünü açması CHP zihniyetinin aksine müthiş bir başarıdır.

Her konuda, özellikle kanunlara göre suç teşkil eden MİT tırları haberini sızdıran hainlere, 250 insanımızı şehit eden FETÖ’cülere özgürlük isteyen CHP zihniyeti, nedense hainlere özgürlük isteğine karşı çıkıp onları eleştirenlere tahammül edemiyor!

Merak etmeyin, memurlara ibadet özgürlüğü geldiği gibi siyasi özgürlük de gelecek çok yakında!

Not: Gazetemiz yazarlarından bir tanesi beni şikayet etmiş, yani muhbirlik yapmış!

Siz muhbirlik etmeye devam edin, hiç olmazsa tıynetinizin gereğini yerine getirmiş olursunuz!

Sayın yazara sesleniyorum, beni İlçe Müdürüne şikayet etme yerine benimle tartışabilirdiniz.

Şikayet etmenize karşı olduğumdan değil, insanların o kadar çok işi var ki, bırakın onlar işini yapsın, böyle abuk sabuk şeylerle uğraşmasın!

Hem ben yazı yazarak kendimi ifşa etmiş oluyorum, sizin muhbirlik etmenize gerek yok!

Siz illa muhbirlik edecekseniz, teröristlerle kol kola yürüyenlere alkış tutan memurları şikayet edin de, şehitlerimizin kemikleri sızlamasın!

 

 

 

Zeytin Dalı- 18 Kasım 2019 Pazartesi

SALİERİ KOMPLEKSİ 

 

"Tanrım madem bana Mozart'taki bir yeteneği vermedin, onu anlayacak zekâyı da vermeseydin."

 

Müzik tarihine 'Mozart'ı zehirleyen cani' iddaası ile geçen Antonio Salieri'nin hastalık derecesindeki kıskançlığı, ünlü bestekârı Mozart’ın gölgesine hapsetti.

 

“Tanrım madem bana Mozart’daki gibi bir yetenek vermedin onu anlamamı sağlayacak zekâyı da vermeseydin” sözleriyle damga vurmuştu Antonio Salieri.

 

Salieri, kıskançlık konusunda tam bir deliydi. 

Saray bestecisi olarak büyük başarılara imza atan ünlü bestekârın en büyük talihsizliği, Mozart gibi dahi bir müzisyenle aynı dönemde yaşamış olmasıydı.

 

SALİERİ’NİN MOZART KOMPLEKSİ

 

Kuşkusuz Mozart ile ilgili en çok vurgulanan konulardan biri, müziğinin yanı sıra düşmanlarıydı. Mozart gibi iddialı bir genç olan Salieri de başka bir şekilde yoluna devam edebilirdi ama o, sansasyon yaratacak derecede Mozart’ı kıskanıyordu. İki başarılı müzisyen arasındaki gerilim, daha çok ofis politikalarına benziyordu.

 

Mozart dahi bir çocuktu. Henüz 3 yaşındayken notaları öğrendi. 4 yaşındayken kısa parçalar çalmaya başladı. 5 yaşında kendi eserlerini yazmaya başladı. İlk senfonisini 8 yaşında yazdı. 19. yüzyılda onun karşısına çıkacak başka bir müzisyenin şansı çok zordu.

 

DAHİLİK VS. ÇALIŞKANLIK :

 

Antonio Salieri, Franz Liszt ve Schubert, Beethoven gibi isimlerin hocasıydı. Aslına bakarsanız en az Mozart kadar da iyi besteleri vardı. Onu yaralayan ve kıskançlıktan delirten şey Mozart’ın ışığı ve müzik dehalığının altında kalması oldu. Salieri eserleri için aylarını verirken, bu işte doğuştan yetenekli Mozart, günler içinde çok daha muhteşem bir eser ortaya koyuyordu. Deha ne kadar artarsa, başka bir sanatçının kıskançlığını da o denli artıyordu.

 

‘’BENİM BİNBİR EMEKLE YAPTIĞIM, ONUNKİNİN YANINDA CANSIZ BİRER ÇENTİK’’

 

Salieri Mozart’a olan komplesini şu sözleriyle anlatıyordu;

‘’Bu gece bu şehrin hanlarından birinde kıkır kıkır gülmekte olan bir çocuk, bilardo topunu bir kenara itmek gereğini bile duymadan kâğıdın üzerine öyle notalar serpiştirebilir ki, benim bin bir emekle düşüne taşına ortaya çıkarttığım sonuç onunkilerin yanında cansız birer çentik gibi kalır.”

 

‘’ONA KUTSAL YETENEK, BANA ANLAMA YETENEĞİ…’’

 

Salieri, Tanrı'nın bu şımarık çocuğa kutsal bir  yetenek verdiği, ancak kendisine sadece bunu anlama yeteneğini verdiğinden şöyle yakınıyordu ;

''Tanrım neden böylesine şımarık ve kibirli bir çocuğa böylesine tanrısal bir yetenek bahşettin!"

 

KISKANÇLIKTAN İNTİHAR ETMEK İSTEDİ :

 

Bu kıskançlık Salieri’nin yeteneğini yitirmişti. Hayatının son yirmi yılı için neredeyse hiç müzik yazmamıştı. Salieri intihar denemesinde bulunmuştu ve psikiyatri kliniğine yatırılmıştı. Bir rahip onu günah çıkartması için ziyaret ediyordu. Salieri, rahip ile yaptığı konuşmada gençliğinden bahsediyor ve Mozart’ın gençliği ile karşılaştırıyordu. Tıpkı Mozart gibi bir besteci olma rüyasından bahsediyordu. Bu büyük bir hastalığın habercisiydi. 

 

İşte "Salieri Kompleksi Hastalığı" Salieri’nin Mozart’a ve nicelerinin nicelerine duyduğu komplekse verilen isim olarak tarihe geçti.

 

‘MOZART’I ZEHİRLEYEN CANİ’

 

Mozart deyince hepimizin aklına sarayda yaşamış o şaşaalı saç modelleriyle ağır bir adam geliyor olabilir ama değildi. Mozart deli dolu, alaycı ve çılgın bir müzisyendi. Salieri, Mozart gibi bir müzik dehasının gölgesinde kalmış, çalışkan bir bestekârdı. Kıskançlık duygusu ve hırsı onu yerle bir ederek, yaptığı eserleriyle değil, Mozart’ı zehirleyerek öldüren bir cani iddaası ile geride bırakmıştı.

 

TEL TEL - 20 Kasım 2019 Pazartesi

TRUMP’IN BİZE BORCU VAR…

Ülkesinde Başkan olmadan önce  sadece reklam sektörü tanıyordu… Sayemizde dünya genelinde tanınır oldu. Yani reklamını biz yaptık. Hey  çoban ver bakalım reklam  paramızı. Hemi kameraman, hemi de metin yazarlarımızın hakları yeme. Bi de bu reklamı dünyaya satan pazarlama şirketimizin hakkını da yabana atma. Ver len borcunu…

*********

DİJİTAL TARIM İÇİN

VODAFON   marka iletişim şirketiyle İş Bankası el ele vermiş, çiftçilerimize dijital tarım yaptıracaklarmış.

Çiftçiyi tavlamak için, “tarlanı uzaktan  takip edeceksin” diye not düşmüşler.

Çiftçimiz,  son dönemlerini yaşıyor. Traktörü bilem icralık… Bedava mı verilecek bu  dijitallik? Anadolu çiftçimizin sosyal durumları yani eğitim oranları nedir?  Kaç kişi okur yazar?

Trilyonluk borcu olan müteahhitin borcu silinirken, hangi çiftçinin borcu silindi?  Kendi toprağımızın tohumunu bile İsrail’den alıyoruz, Bir çuval tohumu kaça alıyor bu  çiftçimiz? Bundan 3/5 yıl öncesine kadar kendi tohum ürünlerimizi yerken şimdi ne idüğü belirsiz tohumlardan çıkan ürünleri yediriyorlar… Eee şimdi kalkmışlar çitçimize DİJİTAL tarım yaptıracağız… Geç bi kalem geç.

**********

YASAK… Bir zamanlar “yassah hemşerim, yassah dedik ya” sözü pek muteberdi… İçkilere taammüden getirilen büyük zamlar, bazı şehirlerde içki yasağı falan derken, insanlar kendi içkilerini kendileri yapmaya başladılar. Demokrasilerde çare tükenmez…

Geçtiğimiz gün yazılı ve görsel basında bir haber bu demokrasinin ne kadar önemli olduğunun kanıtıydı.

Adana’da “SÜT SAĞMA MAKİNESİYLE  DAMITMA  İŞLEMİ YAPMIŞLAR” Aha da demokrasi ve çare. Eee biz bu mucidleri polis kanalıyla yakalayıp gözaltına alıyoruz. Oysa  bu bir icattır ve ödüllendirilmelidir denmesi gerekmez mi?  Alkole  devasa zamları taammüden getiren sen. Başının çaresine bak diyen sen. Eee başının çaresine bakanları neden gözaltına alıyorsun ki? Bunun adı demokrasi. Kafayı çalıştırmış süt sağım makinesiyle damıtma yapılacağını kanıtlamış bir adama” gel buraya” diyorsun…

*********

ŞEHİR HASTANELERİ. Sağlık Bakanı azar mı işitti acaba? U dönüşü yaptı… Sayın Bakan  “bırakalım kestaneyi mestaneyi kavuralım kuzu kestaneyi” hesabı bizim Devlet hastane inşaatımız ne olacak? Mevcut hastanemizde hastalar üst üste, doktorlarımızın evlerine gidecek halleri kalmadı. Yapacak mısın, yapmayacak mısın?

Ayrıca bir çift sözümde Balıkesir vekillerine. İktidar rozetle ve de muhalif rozetli olanlar. Bu konuyu neden Meclise taşımıyorsunuz? Net  bir yanıt alana kadar neden uğraşmıyorsunuz? Nüfusu 160 bine dayanan, yaz sezonunda 1 milyona vuran  Körfez’e ihtiyaç yok mu diyorsunuz? Sünnet kadar kolay olan bir Anjiyo için ya Balıkesir’e ya Özele ya İzmir’e gidiyoruz. Ayıptır be kardeşim! Şayet hastane yapılmayacaksa mevcut hastaneye bir anjiyo ünitesi yaptırın o da mı zor? Eee  biz sizi neden seçtik teee Ankara’ya gönderdik? Yanıt?  IIIHH !!

*********

EDREMİT VE AFET… Bu konuda bir toplantı yapılmış. Somut bir bulgu yok… Cek-cak… Defalarca yazdım olası bir şiddetli depreme hazır mıyız diye? Tok yok. Bu konuda  Kaymakamlıktan da bilgi akışı gelmedi. Sağa sola  toplanma alanı diye minik tabelalar asıldı. Hatta bir tanesini  fotoğrafladım. Naylon poşet içine konmuş bir uyarı. Gösterdiği yer saçma sapan bir alan, alan demeye de 1000 şahit gerekir.

İlk yardım açısından gerekli malzemeler hazır mıdır? Kaç çadırın var? Sağlık ekibin yeterli midir?  Falan felan tık yok. Eee toplantı yapılmış  AFET DEĞERLENDİRME TOPLANTISI YAPILMIŞ… Tebrikler.

 CEK’İ, CAK’A  taşıyana kadar geçmiş olsun.

*******

BABANA BİLE YUVENME… İstanbul’da lise ve üniversite çağlarımızda çok Musevi arkadaşlarım vardı. Bazı  iddialarda çok iyi kıvırırlar, sonra da “babana bile yuvenme “ derlerdi. Pazartesi akşamı ANAHABER bülteninde bir haber, kimin kime güveneceğinin kanıtı gibiydi. Rus subayı YPG TERÖR  örgütünün sözde ileri gelen bir adamıyla birbirlerine bayrak (biri paçavra) teatisinde bulundular.

Hem bizimle devriye geziyor, hem teröristle aynı yatağa giriyor. Bir taraftan silah satıp bizden para kazanıyor, hem sırtımızı sıvazlıyor arkamızı dönünce hançer. Yeter artık kandırıldığımız.

Kes bütün israfı, şatafatı, yandaşları  zengin etmeyi kuruşuna kadar silah sanayini kur. Tank-palet fabrikası vardı sizlere ömür. Allah sonumuzu hayır etsin. AMİN.

*****

EĞLENCE VERGİSİ…Yılbaşlarında canlı müzik yapan RESTAURANT  gibi mekanlarda, işletmeden kişi başına 50 Lira Belediye para alıyor. 200 kişi x 50= 10.000 lira. 100 kişi X 50= 5000 lira.

Peki be kardeşim işletme bir gecede kazandığını sana niye versin?  Hiçbir uğraşın yok, hiçbir katkın yok havadan  gelsin paracıklar. Bu paranın gerçek rakamı kasaya giriyor mu girmiyor mu? Malum değil.

Akçay’da, bu yılbaşı  önde gelen iki işletme canlı müzik yapmayacaklarını açıkladılar…

Eee o halde cenazesi olanlardan da kaç kişilik cemaat varsa, kişi başına yol ve kaldırım işgali diye gözyaşı avantası al bizde rahatlayalım. İşletmem yok ama  insafım var be kardeşim… Bu işletmeler esasen vergiye tabi işletmeler. Ayrıca EĞLENCE VERGİSİ NE ola ki…

*******

EMEKLİ MAAŞLARI YETERLİ… Bu cümle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından dökülen cümle. Acaba yapılan ve  yaşam için şart olan  ihtiyaç maddelerine zamlar kendisine aktarılmıyor mu? Mesela elektrik, doğalgaz, akaryakıt zamları v.s gibi… 1000 lira alan kaç bin emekli var? 2000 lira alan emeklinin evi yoksa, üniversitede okuyan yavrusu varsa. Bi zahmet  hazineden pek sorumlu Bakan bey bu yaşam tarzını  kağıda döküp takdim etse. Yeterli mi yetersiz mi o zaman yurttaş olarak konuşsak diyorum…Tok açın halinden anlamaz değil mi ya?

******

BİR ELİNDE CIMBIZ BİR  ELİNDE BANKNOT..” Kıbrıs çıkartması” başlığıyla yayınlanan bir haber. Hadise kızımız, Seda Sayan teyzemiz ve  Ayşe Hatun  yeni yetmemiz Kıbrıs’a BANKNOT cukkalamak için gidiyorlarmış. Haberin başlığını magazin sayfasında okurken, Aaa Ayşe yine tatile mi çıkıyor” diye ikilem yaşadım.

*******

EDREMİT NARKOTİK…Fırtına gibi bir emniyet  ekibi… Zaman zaman kelle koltukta  görev  yapıyorlar. Bir de bu  devlet memurlarına  3600 felan  diye derece ayarlaması yapılacaktı. Seçim vaadiydi… ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN… Allah kazadan beladan korusun.

*******

DON’T WORY BE  HAPPY… Üzülme mutlu ol. Birleşmiş Milletler en mutlu ülkeler listesini yayınladı.

1-      FİNLANDİYA

2-      DANİMARKA

3-      NORVEÇ

4-      İSVEÇ

Biz mi çok mutluyuz, etliye suluya karışmadan 79.’cu sırada keyfimize bakıyoruz….Hani  bu ülkeler batan mallarını yiyorlardı?

                                                              …….

DÜŞÜNCENİN BİTTİĞİ YER

“Kademeli güç kullandık”

By: Ulusal yayın

Bizden not: İstanbul’da Rabia Naz için sokak eylemi yapan

3 liseli öğrenciye polis şiddet uygulamış. Kademeli güç kullandık demiş Polis kardeşler. Kademeli ne demekse. Ellerinde sadece pankart olanlara kademe. Sevsinler

…………………………………..

ÇÜŞ

Etek ölçen hakim, birkaç ay sonra başka yere talin edilmiş.

Ödül yani…

……………………….

BÜYÜTEÇ

BBB’nin Edremit’te görevli sadece birkaç zabıtası var. Bırak yakamızı be tebessümlü başkan, bırak

………………………………….

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

Tipi bozuktan değil, sütü bozuktan uzak dur

SOKAK JARGONU