Uğur TARIMAN
17 Şubat 2020 Salı
Tarih : 2020.02.17  18:21:13

DÜŞÜNCE VE Ä°FADE…

Artık  şunu bellemek gerekiyor. Fizikman yasaklanan düşünceler fikren zihinlerde men edilemezler. O fikir beyinde, kendisine bir köşk almış oturmaktadır… Hiçbir Allah’ın kulu o fikri beyinden silip atamaz.

Türkiye’de, düşünce ve ifade özgürlüğü bu asırda  konuşuluyorsa ve ikilem içinde bırakılıyorsa hiçbir konuda gerçeklere ulaşılamaz… Cumhurbaşkanı Erdoğan “düşünce ve ifade özgürlüğümüz yerine oturmuştur” diye çok yakın bir geçmişte diye getirdi ama, iki gün önce, Hazineden sorumlu Bakan Albayrak  Kanal  Ä°stanbul’un yapılacağı yerde aldığı arazi konusunda iletişim yasağı koydurdu. Bu ikilem içinde nasıl bir ifade ve Düşünce özgürlüğünden bahsedebileceğiz ki?

Benim anlamadığım tek bir konu var… Bir şahıs hakkında hakaret yoksa, iftira yoksa, her türlü kişisel haklarına saldırı yoksa neden insanlar düşündüklerini ifade edemesinler ki?

Köşe yazısı yazarken bile bir cümleyi yazarken neden  yarım saat düşünerek  yazayım?  Karikatür dergilerine neden sansür gelsin ki? Bizim 68 kuşağının  tiryakisi olduğu AKBABA dergisi vardı. Hiç sansüre uğramamıştı… Sesle çizgileri ülkemizde icad eden Akerdeon, ağız mızıkası ile günlÜk olayları söz ve müzik eşliğinde eleştiren rahmetli CELAL ŞAHÄ°N  vardı. Bir tek dava açılmadı hakkında. O yıllarda Ä°stanbul’un  VALÄ°  ve Belediye Başkanı olan Ord.Prof.Dr.Fahrettin Kerim Gökay vardı. Boyu 1.50 falan… Celal Şahin onu ses ve müzikle eleştirirken “MÄ°NÄ° MÄ°NÄ° VALÄ°MÄ°Z NE OLACAK HALÄ°MÄ°Z” diye eleştiri topuna tutardı ama bir kez dahi ikaz bile edilmemişti… Demirel mesEla en çok çizilen bir liderdi. Dansöz kıyafetinde bile çizilmişliği vardı. Kimseye dava açmadı…

Bir ülkede, düşünce ve ifade özgürlüğü ya vardır ya yoktur, artık bunun bir adı konmalı…

Ve  ikide bir bazı haberlere yayın yasağı konmamalı. Bildiğim kadarı ile bu yayın yasağı ülkenin varlığı ile ilgili konularda yayın yasağı konur. Adi bir olay nedeniyle yayın yasağı konması abesle iştigaldir

****

IRAK VE SADDAM…

Amerika’nın bu ülkeyi darmadağın edip, liderini öldürdüğü (ya da idam edildiği) gün bu köşeden bir yazı yazmıştım…

Amerika, bizi silahla değil, içten içe birbirimize düşürerek ve terör örgütleriyle boğuşturarak yıpratacak bu tehlikeyi görmemiz gerekir diye not düşmüştüm…

Bugün gelinen nokta budur… Amerika gözümüzün içine baka baka hatta dünyanın gözünün içine baka baka bir adamını gönderiyor ve MÜTTEFÄ°KÄ°MÄ°Z  TÜRKÄ°YE’nin yanındayız diyerek sağ gösterip sol vurarak,  terör örgütüne aynı gün parlamentodan 200 milyar dolarlık yardım fonu ayırıyor teröristlere.  Coni aklı sıra bizi Rusya ile kapıştıracak karşıla geçerek  sırıtarak viskisini içecek.

Gözlerin kan bürümüş, biti iyiden iyiye kanlanmış azılı teröristlerin IRAK’a girmeden Türkiye’ye yönlendirecek… Rusya şu günlerde saman altından su yürütmeye devam ediyor…

Yani biz  bu günlerde, masa tenisi hakemi ya da kortlarda tenis hakemi gibi başımız bir sağa bir sola dönmekte, tansiyon, kolesterolümüz ve şekerimiz tavan yapmış durumda şaşkın durumdayız.

Bu işin altından nasıl kalkarız bilemem. Ama dış politikada kıvrak bir siyaset kurmamız gerekiyordu.

Bu bağlamda, ülke olarak ilk önce, ne kadar fuzuli harcamamız varsa derhal kesmeliyiz. Sineğin yağı derler ya işte onun hesabını yapmalıyız. Tank fabrikamız üretim yapamıyor, motor bulamıyor. Rusya S-400’lerin  parasını aldı ama sadece kutusunu verdi… Coni F-35 LERÄ°N parasına aldı ama tekerini bilem vermedi… Son kullanma tarihi geçmek üzere olana F-16 larla işi götürmeye çalışıyoruz. Tasarruf-tasarruf-tasarruf. Şatafatı, bırakıp artık geçte olsa kendi ağır sanayimizi kurmak zorundayız… Boşa harcanan her kuruş ülkenin BEKASINA  vurulan bir darbedir…

Ayrıca, ülkenin BEKASI  konusu söz konusu olunca bu tür kararlar TBMM ‘inde parti gözetmeksizin millet adına kararlar topyekün alınmalıdır… Bu bir partinin konusu değildir. Gerekirse kapalı celse yapılır, bütün partiler kol kola kararlar alınmalıdır… Bu konu bürokraside terfi ettirileceklerin konusu değil, Ülkenin BEKA  konusudur. BEKA budur yani…

**

Ä°STANBUL  ve HAVA SAHAMIZ

Havamızdan 357 bin uçak geçiş yapmış… Eyi güzel amma velakin   geçiş garantili olarak mı? Malum bizde her yol, her köprüden geçiş sayısı ön planda tutulur ve geçiş garantisi verilir… Neyse havadan geçişte yırttık bu işi. Hayatta uçağı  tee binlerce kilometre yüksekte nokta gibi görenler bile  garanti dışında kalanların parasını ödüyor. Neyse havadan yırttık bi işi…

**

EMEKLÄ° VE PROMOSYON

Her üç yılda bir sadaka verir gibi insanları merakta bırakıp inlettikten sonra büyük bir ikramda bulunurcasına ATM’lere konan para. Şu günlerde pazarlık masasında kaç para sadaka verek diye görüşmeler devam etmekte… Kamu bankalarında her ay maaş alırken, makine  6 ya da 8 ya da 9 lirayı vermiyor. Yani bankada kalıyor. Kaç bin kişinin parası  bankanın zimmetinde  1 ay haybeden yatıyor?

Çarpın  makineyle bulun bakalım… Kredi almaya gidiyorsunuz, komisyon, sigorta ıvır zıvırlarıyla avanta levanta işleri… Yani demem o ki sanki bu promosyonları cebinden ödüyor banka. Yok öle bi şey. Hem neden üç yılda bir? Neden her yıl değil? SGK  emekli maaşlarını kaç saat önce yatırıyor? Bankacılıkta bir saat bile kalan paranın  bıraktığı maliyet var değil mi ya? Yemezler. Pazarlık falan hikaye…

**

FETÖ METÖ… SIKTI GARÄ°

Ayak falan ne ayakmış be kardeşim… Erdoğan FETÖ  ayağı Kemal bey ve arkadaşları diyor. Ä°yi güzel de Kemal bey ve arkadaşları kaç önerge verdiler gelin Bu FETÖ  ayağını meclis soruşturması  ile araştıralım dediler. AKP  ve MHP  hayır diyerek önergeleri  ittiler. İşte ne güzel fırsat değil miydi? Madem CHP  diyorsunuz, kendi ayağıyla gelmişken, tut yakasından değil mi ya?

**

DEVLET BEY…

Seversiniz, sevmezsiniz. Ama ekranlarda gördüğümüz kadarıyla ayakta zor duruyor. Önce can be Devlet bey, önce can… Kişiler bugün var yarın yok. Sen yoksan yılların partisi çökecek değil ya…

Kravatlı gömlek yakan bile bollaşmış, iğne ipliğe dönmüş vaziyettesiniz. Çekilin kenara gençlere yol verin….

Nasreddin hocanın yaşadığı AKŞEHÄ°R  halkı Timur’un ordusundan bıkmış. Hoca Timur’un yanın varıp, şikayetlenmiş.

-Bana bak, ordunu alıp buradan gidecek misin gitmeyecek misin?

-Bu ne biçim söz nasıl benimle böyle konuşuyorsun?

Ben açık konuşuyorum demiş hoca, gitmeyeceksen ben yapacağımı bilirim.

-Yaa demiş Timur ne yapacakmışın bakalım…

-Kasabalıyı alıp ben buradan gideceğim…

**

DÜŞÜNCENÄ°N BÄ°TTİĞİ YER

“Osman gazi köprüsü satılıyor”

By. GAZETELER

Bizden not:  Köprüler yaptırdım gelip geçmeye

Çeşmeler yatırdım suyun içmeye türküsü gibi. Allah VALÄ°DE ÇEŞMEYÄ° korusun.

……………………………………

ÇÜŞ

Ä°talya’da nüfuz azalınca  ürkme başlamış.

Yahu kapınıza kadar gelen SURÄ°YE’liler ne güne duruyor? Adamlar, doğurganlık makinesi gibi. Al yamacına nüfus patlaması yaşa.

……………………………………..

BÜYÜTEÇ

BBB Ulaşım Dairesi gerçekten teşekkürü hak ediyor. Uzun uzun yazmaya gerek yok. Yapılan işler ortada. Kutluyor ve halk namına teşekkür ediyorum.

……………………………………………………..

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

Halkını tüketen devletlerin kendileri de tükenir

EFLATUN

 

129 kez okundu
Yazarın Diğer Yazıları