Uður TARIMAN
5 Ağustos 2021 Perşembe
Tarih : 2021.08.05  10:51:47

ILIMLI YA DA ILIMSIZ, AMA…

Ayşe Sucu’nun  bir ay önce  Sözcü gazetesinde yayınlanan  çok anlamlı (anlayanlara) İslam’ın ana temeline dayalı bir yazısı vardı onu sizlerle paylaşacağımı daha önce yazdım, nasip bugüne. Lütfen sakin bir yerde, sakin kafayla okumanızı tavsiye ederim. Zora girince ya da siyaseten çıkmaza girdiklerinde bir silah gibi kullandıkları DİN kavramının bunların elinde ne hale düştüğünü daha iyi belleğinize nakşedersiniz…

Genç Muhammed’in  (peygamberlik öncesi) davranışlarının ilk ikisini yazmıştım. Bu üçüncü  tespit ise  bir anekdot.

Sene 651.  Bir grup Müslüman Habeşistan’a hicret eder. Bunun üzerine Mekkeli MÜŞRİKLER SIĞINMACILARIN  sınır dışı edilmelerini temin maksadıyla Habeşistan’a heyet gönderir. Kral NECAŞİ heyeti dinler. Sığınmacıları da dinlemeden bir karar veremeyeceğini söyler. Hemen ardından CAFER B. EBU TALİP Kral’ın huzuruna çıkar.

“Ey hükümdar biz cahillerdendik, putlara tapar, ölü hayvan eti yerdik. Fuhuş yapardık, Akrabalık bağlarına riayet etmez, komşuluk haklarını tanımazdık. Güçlü olanlarımız, zayıf olanlarımızı ezerdi. Uzun bir müddet bu halde yaşadık. Sonra Allah bize aramızdan soyunu, doğruluğunu, güvenirliliğini, namusluluğunu bildiğimiz bir peygamber gönderdi. O bizi Yüce Allan’ın birliğini tanımaya ve ona ibadet etmeye çağırdı. Ağaç ve taştan yaptığımız putlara tapmaktan Allah’a ortak koşmaktan uzaklaştırdı. Bize doğru söylemeyi, emanete ve akrabalık bağına riayet etmeyi, komşularla güzel geçinmeyi haramdan, kan dökmekten sakınmayı emretti. FUHUŞTAN, YALANDAN, YETİM MALI YEMEKTEN, namuslu kadına iftira etmekten men etti. O bize diğer insanlara kötülük yapmaktan çekinmeyi, sadece ALLAH’A ibadet etmeyi, sadaka vermeyi ve her çeşit iyi ve güzel ameller işlemeyi öğretti. Bütün bunlar bize hoş ve cazip geldi. Biz bunları yapmayı başladık. Fakat bunun hemen ardından kendi insanlarımızdan vatanını terk etmeye ve senin ülkene sığınmaya bizi mecbur eden işkenceler gördük.” Şeklinde bir yazıydı bu.

Sığınma olayı öncesi Ebu Talip’in, değindiği ve Peygamberimizin öğrettiği Allah’a bağlılığın ana temelleri bugün ne yazık ki tamamen siyasi ve şahsi menfaatler doğrultusunda işletilmeye başlandı.

Bu hareket insanları İSLAMDAN soğutmaya, gençleri yanlış yönlere yönlenmeye mecbur kılmakta.

Sığınmacılar konusunda ise, bugün Suriye de iç kargaşa bitmiş, sığınmacılar Bayram seyran günlerinde son derece rahat ve huzur içinde ülkelerine gidip gelebilmekte. Hiçbir şiddete maruz kalmamaklar. Afgan göçü ise tamamen BİR PROVEKE OLAYDIR. Gelenlerin hepsi 25-30 yaş diliminde, kadınsız, bacısız, anasız, çoluk çocuksuz bir akıştır. Bunun Ülke yönetiminin kovma olayı ülke yönetiminin icra ettiği bir şiddet olayı yoktur. Bir terör örgütünden kaçmadır. Genç ve dinamik bir toplum, ülkesini terk etmez… 

Ayşe Sucu ayrıca bir konuya da kısaca değinmiş.

Peygamberimiz  ALLAH’A İMAN (TEVHİD) ve BU İMANIN İNSANDA OLUŞTURMAK İSTEDİĞİ BİLİNÇ ( TAKVA) ya da dikkat çekmekte.”

Ne yazık ki İMAM Hatiplerde, kutsal kitabımız illaki Arapça okunacak diye bir saplantı içinde eğitim vermekte. Yani dinini öz diliyle değil anlamını bilmediği Arapça ile kuru kuruya ezberlettirilmek de. Bu  kasten icra edilen bir saptırmadın öte bir şey olmadığı herkes tarafından bilinmekte…

                                                                                          *********

YENİ ANAYASA

Yenisi de yazılsa, bir daha yazılsa olmadı bir yeni eklemeler yapalım kitapçıklar yazılsa, zihniyet ve amel değişmedikçe hiçbir şey rayına oturmaz.

Anayasa, bir ülkenin tüm insanlarını bağlayan, huzur, istikrar, kültür, ekonomik haklar, Adalet konularında tamamen eşit ilkelere bağlı olarak yaşamalarını garanti altına alan bir yasal kurallar yazılımıdır…

Halen Mecliste onaylanmaya sunulmayan bir taslak, MHP ve AKP tarafından  hazırlandı. Bu taslak anayasa da dikkatimi çeken  bugünlük bir madde var.

Temel hak ve hürriyetler, evrensel standartlar ve uluslararası sözleşmelerdeki kriterler uyumlu olarak yeniden düzenlenmektedir.”

Hadi gel buradan YAKMA!!!

Daha bir ay oldu olmadı, kendi organize ettiğimiz, kendi ülkemize davet edip uluslararası İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ tek taraflı biz ÇEKİLİYORUZ, YOKUZ diyen biz değil miydik? Ben mi yanlış hatırlıyorum? Hem yeni anayasa yazdık diye ortaya çıkıyorlar, hem bu yeni anayasada temel hak ve hürriyetler evrensel standartlar ve sözleşmelere sadık kalınacak deniyor. Perhiz ve LAHANANIN hası ülkemizde üretilir. MADE İN TURKEY…

Gelelim iç bünyemizdeki yeni anayasa uygulamasının bir maddesine daha;

Başkan halk tarafından seçilecek, öyle yapılmadı mı? yapıldı. Bazı bakan ve  başkan yardımcılarını TBMM’i  görevden alabilecekmiş. Dostlar alışverişte görsün. Türkiye başkanlık sistemini bir dönem tamamlamak üzere. Ne faydasını gördü? Mecliste çoğunluk yine böyle olduğu takdirde değişen hiçbir şey olmaz. Başkan ne dediyse o olmaya devam edecek. Yani tek adam sistemi aynen devam. Türkiye bu sistemi bir daha denemeye tahammül, edemez. TBMM’nin Bakan ya da Başkan yardımcılarını görevden alabilmesi için meclis SALT ÇOĞUNLUKLA önerge verebilecek ancak bu önergelerin kabulü için beşte üç oy çoğunluğu aranacak. Yani dostlar alışverişte görsün.

Türkiye eski sisteme dönmek zorundadır. Başka çıkar yolu yoktur. Bütün yasalar, bütün uygulamalar, sıradan memur atamaları bile Başkanlık tarafından yapılmaya devam ederse bu ülkede ne fikir üretilir, ne bilim den ne ilimden bahsedilir. Bir prof çıkıyor ilk mektep talebesinin bile poposuyla güldüğü cümleler kuruyor ve bu söylem beğeni kazanıyor hatta bir üst kademeye sıçratılıyor… Vaaay benim ülkem… Üç beş yerden maaş alanları muhalefet belgeleri ile sunuyor ama AKP başkan yardımcısı “yok öyle bir şey varsa hemen gereğini yaparız” diyecek kadar komik duruma düşüyor…

********

MELİH GÖKÇEK

Hakkında AKP’nin kurucularından ve ülke yönetiminin üst seviyesinde olduğu dönemde Meclis kürsüsünden “Ankara’yı parsel parsel sattın. Belgeleri bende” diye haykırışını hiçbir SAVCI duymadı, hiçbir AKP ileri gelen “bu partimizin ILIMLI İslam anlayışına aykırıdır, hemen gereği yapılmalı” cümlesini bile kuramadı. Melih denilen adam Ankara’da elini kolunu sallayarak, sırıtarak, milletle alay ederek dolaşmakta…ILIMLI İSLAM  tanımını kendilerine yakıştıranlar önce ALLAH KORKUSUNU BENİMSEYECEKLER…Melih denilen adamın ülkeye ekonomik olarak verdiği zararla kaç yangın uçağı alınabilirdi ekonomistler hesap kitap yapsınlar bakalım. THK’ya bok atacakları yerde, önce aynayla bakacaklar…

                                                        *

DÜŞÜNCENİN BİTİTĞİ YER

“Evleri yananlara uzun vadeli ev KREDİSİ vereceğiz”

By: Hükümet kanadından bir söylem

Bizden not: Ciğeri yanmış, hayvanları telef olmuş, hiçbir kazancı kalmamış olanlar KREDİYİ öpücükle mi ödeyecekler? YUH yani

…………………………………………

(Fotolu )BÜYÜTEÇ

POLİS VE JANDARMA uygulamaları trafik uygulamaları konusunda ayrı ayrı yasal maddelerler mi uygulanmakta. Fotoğrafta GÜRE’de E-87  yolu üzerinde park edilebilmekte. Akçay’da imkansız. NE İŞ?

…………………………………….

ÇÜŞ

İnsan kasapları bir türlü dernek kuramadılar. Bari kurslarda resmileşseler. Yine bir kasap genç bir kızı iğfal edip parçalara ayırıyor. Bavula koyup kaydırıyor, 3 YILDIR YAZIYORUM ÜLKE çıldırdı. 2 AKIL HASTANESİ

YETMİYOR dedim. RUH SAĞLIĞI İÇİN  HES ALMAK ZORUNLU OLSUN.

……………………………………………………….

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

Akıl akıl gel kapının tokmağına takıl

Sokak jargonu.

80 kez okundu
Yazarn Dier Yazlar