Uður TARIMAN
6 Temmuz 2022 Çarşamba
Tarih : 2022.07.05  16:37:12

EKREM UMUTLU

Pazartesi günü Edremit yerel basınında, UMUTLU’nun bir açıklaması yayınlandı. Bu nedenle  aşağıdaki yazıyı yazmak  ihtiyacını hissettim. Umutlu’yu severim. Bende dostluk başka, iş başkadır bilirsin. Umutlu’nun basın açıklamasının başlığı “AKP gücünü milletten alıyor” idi. İşte bu cümleye takıldım. Bir siyasi parti gücünü milletten değil kendi taraftarlarından alır. Şayet milletten alır diye ısrar edeceksen, diğer partiler güçlerinin dışarıdan ithal mi etmektedirler? Tek partili bir yönetim var ama gizli bir uygulama. Bugün milletvekillerinin hiç bir yetki ve etkileri yoksa demek ki, demokrasinin dışında bir yönetim mevcut. Amerika’da da iki gün önce BİDEN  F-16 SATIŞINA BEN SICAK BAKIYORUM AMA  SENATO NE DİYECEK ONU BİLEMEM” dedi mi? Dedi. Başkanlık sistemi orada da var ama ONAY MERCİ senato. Bugün ülkemizde sözde bir bir uygulama yapılacaksa meclise getiriliyor ama MHP’nin sayesinde geçiyor. Yani ittifak hikâyesi olmasa AKP meclisten hiçbir şey geçiremez durumda. Halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi için verilen tüm önergeler, MHP’nin sayesinde onay almamakta. Bu cümleden olmak üzere AKP kurucuları arasında bile büyük çatışmalar su yüzüne çıktı. Yani kurucu üyeler arasında bile çatışmalar başladı. Sevgili UMUTLU açıklamanda “hükümetimiz devamlı reformlar yapmakta” diye bir cümlen var. Hangi reformlar onları da açıklasaydın, biz de bu reformları öğrenmiş olurduk. ADALET REFORMUNA BAŞLADIK diye yapılan bir hükümet açıklaması vardı. Başlangıç olarak söyler misin ADALETTE  hangi reform işine girişildi? AKP’li avukatların alelacele hâkimliğe geçirilmesi reformudur. Bir önemli davaya, özel olarak atanan hâkim sistemi mi adalet refor mudur? Son günlerde en ağır suçlara bile indirim yapan hâkimlerle mi reform yapılacaktır? (Muğla olayı güzel bir örnektir)  Eğitimde reform yapılmış mıdır? Meslek okullarında ekmek üretimi eğitimde reform mudur? Boğaziçi üniversitesindeki yaşananlar eğitimde reform mudur? Bu köşeyi yazan bendeniz İstanbul’da iki fakültede eğitim gören naçiz bi kuldur. O dönemde fakülteler kendi başlarının çaresine bakan, kendi kararlarını uygulayan bir sistemle eğitim vermekteydiler. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Üniversite tahsili yapan gençler bugün serbest ekonominin acımasızlığı yüzünden barınacak ev bulamamaktalar. YURT sorunu çözümlenememiştir. Keza EDREMİT’TE İKİ Yüksekokul mevcut bu okullarda eğitim gören öğrenciler nerelerde barınmakta? Reform bu konuda da toslamıştır. Ben bunlara yazarken sakın ola ki beni CHP v.s gibi siyasi görüşün taraftarıyım. Ben hiç bir partiye kayıtlı değilim. Hiç bir partinin taraftarı değilim. Ben kısa ve ÖZ olarak sosyal demokratım. Ben çevremde gördüğüm insanların sorunlarıyla haşır neşir olan, naçiz bir köşe yazarıyım. EDREMİT Belediyesi’nde olan bitenlere de değinmişsin. Şayet benim günlük yazılarımı okursan şu konunun üzerine en sert giden, bu yüzden neredeyse kara listeye alınan gazeteciyim. Ülkede belediyelerine denetim sistemleri var olduğu söylenmekte, yapsınlar görevlerini…

Evet, sevgili Umutlu durum bu vaziyette. Sana hak vermiyor değilim siyaset denilen unsurun ne olması gerektiği çerçevede siyaset yapmaya devam edeceğin yolda başarılar diliyorum ama ara sırada halkın sorunlarını BBB’ ye bastıra bastıra nakledersen sevinirim…

****************

TÜRK-İŞ

Bir sendikanın adı ile konuya gireyim dedim… Sendika, yani üyesi olan topluluğun hak ve hukuklarını savunacak kopara kopara almakla yükümlü bir KURUM. Hani üyelerin SÖKE SÖKE alırız diye yırtınıyorlar ya… Bu sendikanın başkanı da işçilikten gelmedir. Vagon fabrikasında işçilikten gelme. Kademe kademe tee bu koltuğa oturmuş. Bir işçi bugün 80 bin TL. Maaş almakta. Yeni zamlardan nasibini aldı mı bilemem. Makam aracı, Şoför, belki koruma, onlarca memur, sekreter v.s bütün bunlara her ay tıkır tıkır peşin ve naklen binlerce işçinin maaşından kesilen paracıklarla oluyor. Sarı sendika diye patronlara yakın sendika vardı ya TÜRK-İŞ ADIM ADIM bu yolda.

Bu konuda, yıllar önce, Holding yaşamımda kanık olduğum bir anımı bu köşede yazmıştım.

Yer İzmir, Balçova, Özel daire çok güzel yıldızı olamayan bir oteli. Bu tesisten sabah kahvaltısı yaparken, çimler üzerindeki masamda keyif çayımı yudumluyorum. Otelin kapısının önünde. ÜÇ siyah Mercedes DURDU. Üçünün kapıları aynı anda şoför ve korumalar kapılarını açtılar. Öndeki araçtan DÖNEMİN TÜRK-İŞ başkanı ve eşi indi. Arkadaki araçtan üç çocuk, en arkadaki mercedesten bavullar indirildi. Ve otele giriş yaptılar… Bu başkan vefat ettiği için detayları yazmıyorum. Demem o ki yaşamlarının büyük bir bölümün işçi olarak yoklukla geçirenler, birden paraya gark olunca sudan çıkmış balık gibi nereye kaçacağını şaşırır… Yani sendikacılığı batıdaki sendikacılık gibi yapsalar o koltukta bir saat oturamazlar…

Sarı giyme gül takma Allah aşkına diye bir şarkı vardır ya bunlar çaktırmadan sarı giymeyi pek severler. Günümüzde sarı  gazeteciler cemiyetleri bile peydah olduktan sonra !!!!

*****************

DÜŞÜNCENİN BİTTİĞİ YER

“Deniz kaplumbağaları naylon poşetleri denizanası zannedip yiyorlarmış. Allah’tan bizim buralarda  deniz kaplumbağası yok. Top yekûn kanser olurlardı valla. Üstüne üstlük OBEZ olurlardı.

……………………………..

ÇÜŞ

Zam gam diye diye cebimizdeki 100 gayme 46 gayme oluverdi. HÖKÜMAT, GEYİRE GEYİRE 100 gayme verdim diye nutuk atıyor. Yersen.

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

Kel başa şimşir tarak

Atasözü

……………………………………………………..

BÜYÜTEÇ

Size inat SARI BENZİN VARİLLERİNİ inadına her gün yazacağım. İlgili ve yetkililerden biri bu sarı varile toslayıncaya kadar.

…………………………………………………………

( çerçeveli) BURHANİYE VE 5 MAVİ BAYRAK

A. Kemal Deveciler çok eski dostumdur. Ama dost dedik bağrımıza bastık bana çok büyük kötülük yaptı. Ben bu yazıyı yazmadan üç gün önce AKÇAY neden MAVİ Bayrak ALAMIYOR DİYE yazı yazmıştım. Deveciler, başkan paat diye 5 MAVİYİ birden  dikiverdi. Oldu mu ya !!!

************

TÜPSÜZ DALIŞ

Genç kızımız bu konuda devamlı dünya rekoru kırmakta. Suyun metrelerce dibinde TÜRK BAYRAĞIMIZI açmakta… Bu haberleri okuyunca aklıma NEBATİ geliyor. Ne demişti? ”Türk parasının gideceği yer yok artık” derken yeni göstermişti eliyle. Yani dibi. Meğerse NEBATİ de dibi görenlerden. TÜPSÜZ dalışla rekor kırmış oldu. Ama bu konuya hep adamı eleştirdik. Bak işte adamın yaptığı güzel işler de varmış. Tüpsüz dibe dalmış ne yapsın yani?

***********

AKÇAY EDREMİT OTELİ

Yönetim kim dedi? Bir yıllık bilanço nedir, Yönetimden kimler kalmaktadır?  Kordonda gece bakıldığında kapkaranlık bir simge OTEL!  Âdem KUŞÇUOĞLU’NUN YÜREĞİ SIZLIYORDUR SEZONDA FUL ÇEKEN BİR OTELDİ. Roof Restorant şıkır şıkır ve de para basıyordu. Hey gidi günler heyyyy. Bu fakir o tarihlerde de Edremit’te gazeteciydi… Nice toplumlara ev sahipliği yapmıştı… Bu hale düşmeyi istemiş miydin be birader!

***********

KAYIK KİRALAMA 

Diyorum ki, Zeytinli ve Kızılkeçili çaylarının denizle buluştuğu burunlarda, kiralık kayık sektörü oluşsa diyorum. İstihdam istihdamdır. Sektör sektördür. Kalamış’ta o dönemlerde boklu dere denirdi. Her hafta sonu orada kayık kiralardık, Kalamış koyunda tur atardı. Nereden düştü aklıma bilemem AMA Bizim çayların halini gördükçe içim sızlıyor… Bakımsız ve pislik…

 

51 kez okundu
Yazarn Dier Yazlar